Ana Sayfa  Sohbet  Şarkı Sözleri  Sağlık  Fıkralar  Arama İletişim

Menü

   Ana Sayfa
 Ask
 Bayanlara Özel
 Bilmeceler
 Cinsellik
 Diziler
 Filmler
 Fıkralar
 Gerekli Siteler
 Güzel Sözler
 Hikayeler
 Msn Messenger
 Ortaya Karışık
 Programlar
 Radyo ve Televizyon
 Rüya Tabirleri
 Sağlık
 Videolar
 Yemek Tarifleri
 İlginç Bilgiler
 Üniversiteler
 Özel gün ve haftalar
 Şaka Gibi
 Şarkı Sözleri
 Şiirler
  İletişim

 Duyu Sistemleri Sağlığı

Okunma

199

Akut Sinüzit
Soğuk algınlığına yakalandınız ve bir haftadan daha uzun sürdü. Burnunuzdan nefes almakta güçlük çekiyorsunuz. Öne doğru eğildiğinizde, yüzünüzde zonklama tarzında bir ağrı hissediyorsunuz. Bu durumda sizde, artık yalnızca basit bir soğuk algınlığı mevcut olmayabilir. Bunun yerine sinüs boşluklarının enfeksiyonu anlamına gelen sinüzit gelişmiş olabilir.

Sinüzit, soğuk algınlığına yakalanan insanların sadece küçük bir yüzdesinde gelişir. Yine de soğuk algınlığı çok yaygın olduğundan her yıl milyonlarca Amerikalı sinüzite yakalanmaktadır.

Sinüsler, burnunuzun etrafındaki yüz kemiklerinizde bulunan içi havayla dolu boşluklardır. Sinüsleri kaplayan doku örtüsü, genellikle virüsler ya da bakteriler nedeniyle, enfekte olduğunda şişebilir ve normal mukus drenajını engelleyecek şekilde bir tıkanmaya neden olabilir. Sinüzit önemli düzeyde rahatsızlığa neden olabilir ve eğer tedavi edilmezse daha ciddi enfeksiyonlara yol açabilir.

Sinüzit, bazen kronik olabilmesine karşın, çoğu vaka kısa sürelidir (akut) ve yaklaşık 2 haftada tedaviye yanıt verir.

*

Akut Sinüzit
Soğuk algınlığına yakalandınız ve bir haftadan daha uzun sürdü. Burnunuzdan nefes almakta güçlük çekiyorsunuz. Öne doğru eğildiğinizde, yüzünüzde zonklama tarzında bir ağrı hissediyorsunuz. Bu durumda sizde, artık yalnızca basit bir soğuk algınlığı mevcut olmayabilir. Bunun yerine sinüs boşluklarının enfeksiyonu anlamına gelen sinüzit gelişmiş olabilir.

Sinüzit, soğuk algınlığına yakalanan insanların sadece küçük bir yüzdesinde gelişir. Yine de soğuk algınlığı çok yaygın olduğundan her yıl milyonlarca Amerikalı sinüzite yakalanmaktadır.

Sinüsler, burnunuzun etrafındaki yüz kemiklerinizde bulunan içi havayla dolu boşluklardır. Sinüsleri kaplayan doku örtüsü, genellikle virüsler ya da bakteriler nedeniyle, enfekte olduğunda şişebilir ve normal mukus drenajını engelleyecek şekilde bir tıkanmaya neden olabilir. Sinüzit önemli düzeyde rahatsızlığa neden olabilir ve eğer tedavi edilmezse daha ciddi enfeksiyonlara yol açabilir.

Sinüzit, bazen kronik olabilmesine karşın, çoğu vaka kısa sürelidir (akut) ve yaklaşık 2 haftada tedaviye yanıt verir.

*

Anjin
Alm. Angina, Fr. Angine, İng. Angina. Agzın içinde, yutağın başlangıcında, sağ ve solda bulunan bademciklerin iltihabı.

Çok rastlanan bu hastalık, kendi yaptığı ziyandan çok, vücudun başka yerlerinde çeşitli organlarda meydana getirdiği dolaylı bozukluklar (komplikasyonlar, iltihablar) sebebiyle oldukça önemlidir. Anjin en çok 5-15 yaş grubunun hastalığı olup, orta yaş ve sonrasında pek rastlanmaz.

1. Hastalık sebebi: Hemolitik streptokok denilen mikrop grubu başta olmak üzere çok çeşitli bakteriler.

2. Hastalığın seyri: ani titreme ile kol ve bacaklarda ağrılar başlar. Ardından ateş 39-40 dereceyi bulur. Nabız 120’yi aşar. Yutkunma güçlüğü, boğazda kulağa vuran şiddetli ağrı vardır. Muayenede bademcikler kırmızımtrak şiş, kıvrımları arasında cerahat toplanmış halde görülür. Küçük dil, yumuşak damak ve yutak, şiş, kırmızı veya iltihablıdır. 3-4. günlerde ateş normale düşer ve genellikle hastalık geçer.

3. Komplikasyonları: Bu hastalığın en önemli tarafı, vücudun başka yerlerinde yapabildiği bozukluklar, yani komplikasyonlarıdır. Bunlar arasında en başta gelenleri şunlardır: Sinüzit, boyun ve çenealtı bezlerinde iltihablanma, boğazda bademcikler çevresinde abseleşme. Bu sayılanlar anjinin yakın komplikasyonlarıdır. Anjin bir de uzak organlarda olan bozukluklara sebeb olur. Bunlar:

a) Ani böbrek iltihabı (akut glomerulonefrit) ve bunun müzminleşmesi ile devamlı böbrek iltihabı (kronik glomerulonefrit). Sonuncusu da devamlı yüksek tansiyona ve böbrek yetmezliğine (üremiye) sebeb olabilir.

b) Ateşli romatizma: Kız çocuklarında daha sık görülür. Vaktinde ve yeterli tedavi yapılmazsa, ilerde kalp kapak yetmezliklerine sebeb olabilir (kalb romatizması).

c) Toplardamar iltihabları: Daha çok boyun, baş ve yüzdeki toplardamarlarda görülür. Öldürücülük oranı yüksektir.

4. Tedavisi: Yatak istirahatı yapılmalı, ılık sulu gıdalar verilmelidir. Gargara olarak % 2 karbonat solüsyonu ile ağız çalkalanmalıdır. İltihaba karşı doktor tavsiyesinde antibiyotikler, ağrılara karşı da aspirin veya novalgin verilmelidir.

Her bademciği ameliyatla almak gereksizdir. Ancak sık sık iltihablanırsa; romatizma veya böbrek iltihabına (nefrite) sebeb olmasın diye alınması uygun olur.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

*

Bademcik
Tonsiller (bademcikler) her organ gibi çok kıymetlidir. Ama vücudun tek savunma silahı tonsiller değildir. Fonksiyon gören, faydası zararından çok olan bir tonsil asla alınmamalıdır. Fakat doğru endikasyonlarla yapılan bir ameliyat hastaya mutlak fayda sağlayabilir.

Tonsil (bademcik), boğazımızın giriş kısmında yerleşmiş, lenfosit dediğimiz savunma hücrelerinden oluşan ve vücudun hücresel savunmasına katkıda bulunan bir çift organdır. Tonsillit ise, tonsillerin çeşitli mikroorganizmalar (virüs ve bakteriler) tarafından oluşturulan enfeksiyonlarıdır. Genellikle vücut direncini düşüren lokal veya tüm vücudu ilgilendiren soğukla karşılaşma sonucu ortaya çıkar.

Tonsillit, her yaşta, her cinsiyette görülebilir. Fakat özellikle çocuklarda görülme sıklığı daha fazladır. Mevsim hastalığı değildir. Fakat hava şartlarının sık değiştiği geçiş dönemlerinde daha çok görülür. Hastalığın akut ve kronik olmak üzere iki dönemi vardır: Akut tonsillit bakteriyel veya virütik olabilir.

Tonsillit şu belirtilerle kendini belli eder:

  • Ateş

  • Boğaz ağrısı ve şişliği

  • Halsizlik

  • Eklem ve kas ağrıları

  • Baş ağrısı

  • Küçük çocuklarda karın ağrısı, bazen ishal

    Özellikle çocukluk döneminde sık bakteriyel tonsillit geçiren, bu atakları yeterli tedavi edilmeyen hastalarda bir süre sonra tonsillerdeki enfeksiyon kronikleşir. Bu dönemde akut dönemden farklı olarak;

  • İştahsızlık,

  • Sabah yorgun uyanma hali sürekli veya nedensiz olarak sık tekrarlanır olur.

  • Akut enfeksiyonlar da daha sık ve kolay oluşmaya başlar.

    Hastalık bulaşıcı mıdır?

    Hastalık bir bakteri veya virüs enfeksiyonu olduğundan bulaşabilir. Ama kişi, hastalıklı veya mikrop saçan biri gibi de görülmemelidir. Aktif dönemde çok yakın temas (aynı çatal, kaşığı kullanma vs.) olmaması yeterlidir.

    Nasıl teşhis edilir?

    Tonsiller direkt olarak gözle görülebilen bir organdır. Gözle muayene ile teşhis edilir. Laboratuar tahlilleri yapılırsa da akyuvar sayısında, sedimantasyon hızında artmalar olduğu görülecektir.

    Tedavi yöntemleri nelerdir?

    Akut dönemde ilaç tedavisi uygundur. Olayın dönemine ve şiddetine uygun doz, tür ve sürede ilaç verilir. Kronik enfeksiyonlarda ise, genellikle ilaç tedavisi yeterli olmaz. Ancak pratikte yine de hastanın ilaçla iyileşmesi umuduyla bir şans verilebilir. Düzelmezse ve ameliyat endikasyonları oluşmuşsa tonsiller alınabilir.

    Cerrahi müdahale hangi durumlarda gereklidir?

  • Yılda 3-4 defadan fazla bakteriyel enfeksiyon geçiriliyorsa,

  • Tonsiller solunumu ve yutmayı zorlaştıracak kadar büyükse,

  • Tonsil tümörü gelişmişse,

  • Peritonsiller abse geçirilmişse,

  • Tonsillerin neden olduğu febril konvülziyonlar (ateşe bağlı havaleler)

  • Uyku apneleri varsa

  • Sık tekrarlanan kulak, burun enfeksiyonlarında

  • Horlama ve ağız solunumunda,

  • Boyun lenf bezlerinin inatçı büyümelerinde,

  • Tonsil tüberkülozunda

  • Akut eklem romatizması ve buna bağlı kardit ve nefrit geçirenlerde tonsillerin alınması gerekebilir.

    Bu saydıklarımız mutlak endikasyonlar değildir. Bazı hastalarda ameliyat gerekmeyebilir.

    Cerrahi müdahale nasıl yapılır? Özel bir yöntemi var mıdır?

    Cerrahi tedavisi çocuklarda mutlaka genel anestezi altında yapılır. Erişkinler için lokal veya genel anestezi mümkündür. Tonsiller kapsülleri ile birlikte çıkarılıp damarları değişik yöntemlerle bağlanır. Ameliyat sonu kanama riskine karşı hastanın yakınları ve hekim dikkatli olmalıdır.

    Tonsiller alındıktan sonra vücut savunmasız kalır mı?

    Tonsiller de her organ gibi çok kıymetlidir. Ama vücudun tek savunma silahı tonsiller değildir. Fonksiyon gören, faydası zararından çok olan bir tonsil asla alınmamalıdır. Fakat doğru endikasyonlarla yapılan bir ameliyat hastaya mutlak fayda sağlar
  • *

    Bademcik ameliyatı
    Bademcik (Tonsil) ve geniz eti (Adenoid) olarak isimlendirilen dokular lenfoid hücrelerden oluşmuştur. Lenfosit yapımında rolü vardır. Yeni doğanda anneden geçen immünglobulinler nedeniyle küçüktürler. 4-5 yaşlarda daha sık olmak üzere enfeksiyonlara bağlı olarak büyürler. İleri yaşlarda küçülme eğilimi gösterirler. Geniz etinin büyük olması burundan solunuma engel oluşturur. Ayrıca kulak ve sinüslerin boşalımını bozarak değişik boyutta problemlere yol açarlar. Bu çocuklarda işitme kayıpları, horlama, ağızdan soluma, gece öksürükleri, burun akıntıları gözlenmektedir. Kronik geniz eti iltihapları veya büyümeleri ortodontik bozukluklar, yüz gelişiminde bozukluklar ve konuşma bozukluğuna yol açabilmektedir.

    Bademcik ve geniz eti büyümeleri üst solunum yolunu daraltacak boyuta ulaştığında horlama ve apne dediğimiz uykuda nefessiz kalma gibi ciddi sorunlar başlatır. Bu durumlarda bir KBB uzmanı ile görüşülmesinde yarar vardır.

    Romatizmal ateş olarak bilinen hastalık A grubu beta hemolitik streptokoklara karşı oluşturulan antikorların yol açtığı bir komplikasyondur. Kalp kapakçıklarında bozukluklara yol açabilmektedir.

    BADEMCİKLER VE GENİZ ETİ HANGİ DURUMLARDA ALINMALIDIR?

    Bademcik ve geniz eti ameliyatları KBB kliniklerinde sık uygulanmaktadır. İlaç tedavisinden fayda görülmediğinde cerrahi olarak bunların çıkartılmasına baş vurulmaktadır. Bu ameliyata karar vermek için kullanılan iki kriter vardır.

    Kesin ve göreceli olarak ameliyatın gerekliliği belirlenir.

    Kesin ameliyatı gerektiren durumlar:

    Üst solunum yolunun bademcik ve geniz eti büyüklüğüne bağlı olarak tıkanması Bademcik etrafında abse (Peritonsiller abse) Kötü huylu tümör şüphesi Çene yapısını bozan geniz eti ve bademcik büyümeleri.

    Göreceli kriterlerin en başında sık tekrar eden bademcik enfeksiyonları gelmektedir. Bademcik ameliyatlarının %40'ı bu nedenle yapılmaktadır.

    Son bir yılda 7 defa veya son iki yılda yıl başına 5 'şer defa veya son üç yılda yıl başına 3 'er defa yada daha sık ateşli bademcik iltihaplanması geçirilmesi Difteri (Kuş palazı) mikrobu taşıyıcıları Kalp kapak bozukluğu olan kişiler. Bademcik ve geniz eti iltihaplanmasına bağlı olarak sık orta kulak iltihabı geçirilmesi.

    Bu gibi durumlarda kronik bademcik iltihaplanması olarak adlandırılır. Çözümünde cerrahi tedavisi önerilir, planlanır.

    BU AMELİYATLAR HANGİ YAŞTA YAPILIR?

    Bademcik hastalıkları çocuk yaş grubu sorunu olarak bilinmekle birlikte erişkin işinde aynı kurallar geçerlidir. Ameliyata engel oluşturacak herhangi bir ciddi sağlık problemi olmayan erişkinlerde de bademcik ameliyat uygulanmaktadır. Alt yaş sınırı zorunlu haller dışında 4-5 yaş olarak belirlenmiştir. Üst yaş sınırını belirlemek mümkün değildir. Genel olarak ileri yaşlarda bu hastalığın görülme oranı düşüktür ve çoğu zaman basit çözümler tercih edilmektedir.

    BADEMCİK AMELİYATI RİSKLİ MİDİR?

    Bademcik ameliyatları riski oldukça düşük orandadır. İstatistiklerde 14.000 ameliyattan birinde anesteziye veya cerrahiye bağlı ciddi komplikasyon bildirilmektedir. Ameliyat sonrası ciddi kanama oranı 5/1000 gibi düşük orandadır. Bademcik ameliyatından sonra vücudun savunma sistemi ile ilgili bir çok bilimsel çalışma yapılmış ancak net bir sonuç elde edilmemiştir. Bademcikleri alınmış insanlarda lenfositlerin bazı tiplerinin sayısında azalma gösterilmiştir. Ancak bunun klinik olarak sorun doğurduğuna rastlanılmamıştır. Bademcik ameliyatından sonra daha kolay farenjit olunduğu yolunda bir inanış vardır. Bademciği alınmış yada alınmamış insanlarda farenjit görülme oranı aynı sıklıktadır. Bademciklerin alınması farenjit olma oranını artırmamaktadır.

    *

    Baş ve boyun kanseri
    Uyarıcı işaretlerin bilinmesi:
    Tütün en çok önlenebilir nedenidir. Her yıl ABD’de 200.000’den fazla insan sigara ile ilişkili hastalıklardan ölmektedir. İyi haber bu sayının sigarayı bırakan Amerikalı sayısındaki artışla beraber düşmesidir. Kötü haberse bazı sigara içicilerinin dumansız tütün, çiğnenebilir tütün kullanımına yönelmesidir ki bunun güvenli bir alternatif olabileceği düşünülse de bu doğru değildir. Bu yalnızca kişideki kanser riskini akciğerlerden dudağa taşır. Akciğer kanseri görülme sıklığı azalırken baş boyun kanseri sayısında artış görülmektedir.

    Baş boyun kanserleri erken yakalanırsa tedavi edilebilirler. Baş boyun kanseri erken belirti vermesi özelliği erken tanı konulabilmesini sağlar. Muhtemel uyarıcı işaretleri bilmeli ve doktorunuzu mümkün olan en kısa zamanda uyarmalısınız.

    Baş boyun kanserlerinin başarılı tedavisinin erken teşhise bağlı olduğunu unutmayın. Uyarıcı bir takım belirtilerin bilinmesi baş boyun kanserinde yaşamınızı kurtarır.

    Erken tespit edilmeli ve tedavi edilmeli!


    Neleri gözlemlemeliyiz?

    Boyunda bir şişlik
    Baş boyun kanserleri genellikle vücutta herhangi bir yere yayılmadan önce boyundaki lenf düğümlerine yayılır. Boyunda 2 haftadan uzun sürede geçmeyen şişlikler mümkün olan en kısa zamanda bir doktor tarafından görülmelidir. Tabii ki tüm şişlikler kanser demek değildir. Ancak şişlik ya da şişlikler ağız, gırtlak, guatr kanseri, bazı lenf kanserleri ve kan kanserinin ilk belirtisi olabilir. Böyle şişlikler genellikle ağrısız ve gittikçe büyüme eğilimindedir.

    Ses değişimi
    Pek çok gırtlak kanseri ses değişimine neden olur. 2 haftadan uzun süren ses kısıklığı ya da ses değişimleri doktorunuzu görmeniz açısından sizi uyarmalıdır. Bir Kulak Burun Boğaz ve baş boyun uzmanı; ses tellerinizi kolay ve ağrısız yöntemlerle muayene edebilir. Her ne kadar pek çok ses değişikliğinin nedeni kanser değilse de işi şansa bırakmamalısınız. Eğer ses kısıklığınız 2 haftadan uzun sürerse gırtlak kanseri olmadığınızdan emin olmalı ve doktorunuza gitmelisiniz.

    Dudakta büyüme
    Dil ve dudak kanserlerinin çoğu geçmeyen yara ve şişliğe neden olur. Yara ve şişlikler iltihaplanmadıkça ağrısızdır. Kanama görülebilirse de sıklıkla hastalığın ileri dönemlerine kadar görülmez. Yara ya da şişlik boyundaki bir kitleye eşlik ederse bu son derece ciddiye alınmalıdır. Diş doktorunuz ya da doktorunuz biyopsi (doku örnekleme testi) gerekip gerekmediğini değerlendirip bu işlem için sizi bir baş boyun cerrahına sevk edebilir.

    Kanama
    Bu sıklıkla kanser haricinde bir nedene bağlıdır. Bununla beraber ağız, burun, boğaz ve akciğer tümörleri kanamaya neden olabilirler. Birkaç günden fazla bir süre tükürük veya balgamda kanama görülürse doktora görünmelisiniz.

    Yutma problemleri
    Boğaz ve yemek borusu kanserleri katı gıdaların ve bazen sıvıların yutulmasını zorlaştırır. Gıda belli bir noktada batma hissi uyandırıp ya mideye gider ya da ağızdan geri gelir. Bu durumda bir doktora başvurmalısınız. Genellikle X ışınlı baryum yutma filmi ya da yutturulan bir tüp yoluyla yemek borusunun direkt muayenesi ile neden ortaya konur.

    Ciltteki değişiklikler
    Baş boyunda çok sık karşılaşılan deri kanseri erken başlanan tedaviye iyi yanıt verir. En sık alın, yüz, kulak gibi cildin güneşe maruz kaldığı yerlerde görülürse de cildin herhangi bir yerinde olabilir. Deri kanseri sıklıkla küçük soluk bir yara şeklinde başlar, yavaş büyür ve ortasında gamze şeklinde bir çukur ve hatta ülser oluşur. Bu alanın bir kısmı iyileşirken daha büyük bir bölümü ülsere kalır. Bazı deri kanserlerinde renk değişimi görülür.

    Baş boyunda görülen diğer kanser tipleri arasında; yassı hücreli kanser ve habis melanom sayılabilir. Yassı hücreli kanserlerin bir bölümü alt dudak ve kulakta görülür. Deri kanserine benzer ve erken teşhis edilip uygun tedavi edilirse genellikle daha tehlikeli hale gelmez. Dudakta, yüzde, kulakta iyileşmeyen bir yara varsa hemen doktora başvurun.

    Habis melanom klasik olarak ciltte koyu mavi siyah renkli değişime neden olur. Bununla beraber herhangi bir bendeki büyüklük, renk değişikliği, kanamanın başlaması da birer sorundur. Yüz ve boyunda özellikle büyüklük ve şekil bakımından değişiklik gösteren mavi siyah renkli bir leke varlığında mümkün olduğunca çabuk zamanda bir deri hastalıkları uzmanına ya da başka bir doktora başvurmalıdır.

    Devam eden kulak ağrıları
    Yutkunma esnasında kulak ve etrafında oluşan ağrılar boğazda büyüyen tümöre ya da enfeksiyona bağlı olabilir. Böyle bir şikayet; yutkunma güçlüğü, ses kısıklığı ya da boyunda bir şişlik ile beraberse daha da dikkat çekicidir. Bu bulguların en kısa zamanda bir Kulak Burun Boğaz Uzmanı tarafından da değerlendirilmesi gereklidir.

    Baş ve boyun kanserlerinde yüksek riskin tanımlanması:

    Baş ve boyun kanserlerinin %30 kadar bir kısmı sigara kullanımı ve alkol gibi spesifik faktörlere uzun süre maruz kalmayla yakın ilişkilidir. Sigara ve içki kullanmayan erişkinlerde ağız ve boğaz kanserine neredeyse hiç rastlanmaz. Uzun süreli güneş ışığına maruz kalma dudak kanseri ile ilişkilidir ve cilt kanserinin en büyük nedenidir.

    Ne yapmalısınız?

    Tarif edilen tüm belirti ve bulgular kanser olmayan durumlarda da varolabilir. Aslında çoğu zaman bu şikayetler kanser dışındaki diğer bazı durumlarda da görülebilir. Fakat bunu iyi bir muayene yapmaksızın söyleyemezsiniz. Bu nedenle bu şikayetlerin varlığında doktorunuza gidin ve emin olun.

    Unutmayın!

    Baş boyun kanserlerinin erken teşhisi ile tedavinin başarısı arasında çok büyük bir ilişki vardır. Buradaki tıbbi önerilerin çok sayıda insana ulaşmasıyla tedavi oranlarının yükseleceğine inanıyoruz.

    Baş boyun kanseri ile ilgili bir belirtinin varlığından şüpheleniyorsanız hemen bir doktora gidin.

    *

    Burun bölmesi eğrilikleri (Deviasyon)
    Burun bölmesi eğriliklerine bağlı olarak ağız, dil, yutak, gırtlak ve soluk borusunda kuruluk oluşur. Dil paslanır, lezzet duyumu azalır, ağız kokar, gıcık ve öksürük oluşur. Çok kolay ve sık farenjit ve soğuk algınlığı için müsait hale gelir. Koku duyusu azalır veya kaybolur, genizden konuşma olur. İleri boyutta ise uyku bozuklukları, horlama, sabahları güne yorgun başlama, dikkat dalgınlığı, uykuya eğilim görülür. Uzun süreli burun tıkanıklığı olan kişilerde kulaklar, gözler etkileşebilir. Sık ve kolay orta kulak iltihapları, buna bağlı işitme kayıpları, göz ağrıları, göz sulanması oluşabilir. Burunla direkt ilişkili olan sinüslerde problemler başlar, sinüzit oluşumu kolaylaşır, iyileşmesi zorlanır.

    Burun yüzümüzün en uç noktasında yerleşmiş, yüz karakteristiğimizin önemli unsurlarından olan bir organdır. Dış görünüşümüz yönünden önemlidir. Fakat fonksiyonları çok daha önemlidir.

    Burnun fonksiyonları: Solunum havasını ısıtmak, nemlendirmek ve süzmek, koku almak, sesin karakterini ve rengini oluşturmakta görev almak. Burnun dış çatısını oluşturan kemik ve kıkırdak yapıdır. Yine kemik ve kıkırdaktan oluşan bir orta bölmesi (septum) vardır. Burun boşluğu yan duvarlarında konka dediğimiz burun etleri vardır. Bunlar havanın ısıtılması, nemlendirilmesi ve süzülmesi için önemli görevler yaparlar. Öyle ki, elli derecelerde, tozlu, kuru bir hava burundan geçip de boğazımıza ulaştığında 36-37 dereceye kadar ısıtılmış, vücudun istediği oranda (yüzde 45-55) nemlendirilmiş ve tozlarından süzülmüş olur. Yani akciğerlerin istediği kaliteye ulaşmış olur. Dünyanın en mükemmel hava filtresi burundur desek abartmış olmayız. Bu kaliteye ulaşmış havadan akciğerlerde de en iyi şekilde yararlanılmış olur. Aksi durumda yani soğuk, kuru, tozlu-kirli bir havanın akciğerlerimize neler yaptığını da tahmin etmek zor olmasa gerektir.

    Burnun fonksiyonlarını yerine getirilmesi için sağlıklı olması gerekir. Yani her iki deliğinden yaklaşık eşit basınç ve miktarda hava geçebilmelidir. Burun içini döşeyen doku (mukaza) sağlıklı olmalıdır. Burun tıkanıklığı oluşturan nedenler; burun bölmesi eğrilikleri, polipler, yabancı cisimler, adnoid vegetasyon (geniz eti), burun ve geniz tümörleri, konka büyüklükleri, burun iltihapları ve allerjiler.

    Burnun en sık rastlanan hastalığı burun bölmesinin eğrilikleridir. Halk arasında çoğu zaman burunda kemik bazen de burun eti diye adlandırılan durum, burun bölmesinin hava geçişini engelleyecek derecedeki eğrilikleridir. Tıp dilinde septum deviasyonu toplumun geniş kesimlerinde görülür. Bu sıklığı oluşturan en önemli neden burnun sık darbeye maruz kalmaya müsait konumudur.

    Burun bölmesi eğriliğinin belirtileri ve neden olduğu sonuçlar

    Genellikle burun tıkanıklıklarının zararlarını şöyle sayabiliriz: Ağız solunumuna bağlı olarak ağız, dil, yutak, gırtlak ve soluk borusunda kuruluk oluşur. Dil paslanır, lezzet duyumu azalır, ağız kokar, gıcık ve öksürük oluşur. Çok kolay ve sık farenjit ve soğuk algınlığı için müsait hale gelir. Koku duyusu azalır veya kaybolur, burunda (genizden) konuşma olur. İleri boyutta ise uyku bozuklukları, horlama, sabahları güne yorgun başlama, dikkat dalgınlığı, uykuya eğilim görülür. Uzun süreli burun tıkanıklığı olan kişilerde kulaklar, gözler etkileşebilir. Sık ve kolay orta kulak iltihapları, buna bağlı işitme kayıpları, göz ağrıları, göz sulanması oluşabilir. Burun fizyolojisi bozulur burunla direkt ilişkili olan sinüslerde problemler başlar, sinüzit oluşumu kolaylaşır, iyileşmesi zorlanır.

    Hastalığın teşhis ve tedavisi

    Hastalığının tanısında direkt muayene, endoskopi direkt ve bilgisayarlı tomografiden yararlanılır. Problem kemik ve kıkırdak ise ilişkili olduğundan tedavide ilacın yeri yoktur. Eğer mutlaka gerekli ise ameliyat edilir. Ameliyat öncesi değerlendirme dikkatli yapılmalıdır. Birlikte sinüzit mevcutsa bu ilaç ile tedavi edilmelidir. Bu tedavinin bitimi beklenmelidir, eğer düzelmezse kombine ameliyatla tek seansta problem çözülmelidir. Ameliyat için çok zorlayıcı bir neden yoksa kemikleşmenin tamamlandığı 18 yaş sonu beklenmelidir. Ameliyat lokal ve genel anestezi ile yapılabilir. Ameliyatta eğriliği oluşturan kemik veya kıkırdak çıkarılır, eğer düzeltilmesi mümkünse düzeltilir. Bu yöntemlerin seçimi hastadan hastaya değişir. Ameliyat sonrası burunda 2 gün tampon kalır, bir hafta kadar süreyle de bakım ve pansuman gereklidir. Burun içindeki problemlerle beraber çoğu zaman dış görünümde bozulabilir. Eğer böyle bir durum varsa ameliyat KBB ve Plastik Cerrahi uzmanlarının oluşturduğu ekiple tek seansta yapılabilir. Bu en iyi sonuçların bedensel ve ekonomik yönden en avantajlı şekilde elde edilmesini sağlayabilir.

    *

    Burun tıkanıklığı
    TANIM: Burun tıkanıklığı, nefes almada zorluk çekme insanlığın en eski şikayetlerinden biridir. Bazıları için bu çok önemli olmasa bile kimileri bu şikayetlerden dolayı çok zorluk çeker. Doktorlar burun tıkanıklarının nedenlerini dört bölümde inceler ve bunlar arasında bazen benzer noktalarda olabilmektedir. Özellikle şikayetlerine birden fazla şeyin neden olduğu hastalarda bu ortak noktalar artmaktadır.

    YAPISAL NEDENLER

    Bu sınıf içinde burnun ve ince bir kıkırdaktan oluşan ve burnu iki ayrı bölüme ayıran burun septumunun bozuklukları incelenir. Bu bozukluklar genellikle insanın hayatında geçirdiği herhangi bir kaza sonucu oluşmaktadır. Kaza çocukluk çağında olmuş olabileceği gibi unutulmuş bile olabilir. Yeni doğan bebeklerin yüzde yedisinde doğum esnasında burun zedelenmesi olabilmektedir. Şu bir gerçektir ki insan, hayatı boyunca en az bir kere burnunu bir yere çarpar. Bu nedenlerden dolayı burun deformiteleri ve septum deviasyonları çok sık görülen nedenlerdir. Eğer bunlar soluk almayı güçleştirirse cerrahi olarak düzeltilebilir.

    Çocuklarda en sık rastlanan burun tıkanıklığı nedeni geniz etinin büyümesidir. Bu bademciğe benzeyen ve damağın gerisinde burnun arkasında yer alan bir dokudur. Bu problemi olan çocuklar geceleri sesli nefes alırlar, hatta horlarlar. Bunun yanı sıra bu çocuklar sürekli olarak ağızlarından nefes alırlar, yüzlerinde bir mutsuzluk ifadesi vardır. Hatta dişlerinde de bozukluklar söz konusu olabilir. Geniz etini almaya yönelik cerrahi girişimler önerilebilir.

    Bu kategori içinde yer alan başka nedenler arasında burun tümörleri ve yabancı cisimler de vardır. Çocuklar küçük parçacıkları burunlarına sokma eğilimindedir. Bunlar düğme, çengelli iğne, oyuncak parçaları, bezelye ve nohut olabilir. Tek taraflı kötü kokulu akıntı hissettiğinizde dikkatli olun. Çünkü bu yabancı cisim tarafından tıkalı bir burnun uyarısı olabilir. Bu durumda muhakkak bir doktora başvurulmalıdır.

    ENFEKSİYON

    Normal bir insan yılda ortalama bir iki kez soğuk algınlığı geçirebilir. Bu gençlerde daha fazla, bağışıklık sistemi gelişmiş yaşlı kişilerde ise daha azdır. Soğuk algınlığı virüsler tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bazı virüsler hava yoluyla geçerken çoğunlukla el burun yoluyla bulaşır. Virüs bir kere buruna yerleşince vücutta bulunan histamin adında bir kimyasal maddenin salgılanmasına neden olur. Bu madde sonucunda buruna giden kan miktarında belirgin bir artış gözlenir. Sonuç olarak burun zarları şişer. Diğer taraftan burun zarlarından sıvı salgılanması da artar. Antihistaminikler ve dekonjestanlar bu şikayetlerin azaltılması için kullanılabilir. Fakat soğuk algınlığı zaman içinde kendi kendine geçer.

    Virüs enfeksiyonları sırasında burnun ve sinüslerin bakteri enfeksiyonlarına olan direnci azalır. Bu da soğuk algınlığı sırasında neden sıklıkla burun ve sinüs enfeksiyonu görüldüğünü açıklar. Burun akıntısı berrak görünümünden sarı veya yeşile dönerse bu bakteriyel enfeksiyonu gösterir ve muhakkak doktora başvurulmalıdır.

    Ani sinüs enfeksiyonlarında burunda tıkanıklık, Koyu bir akıntı, hangi sinüsün etkilendiğine bağlı olarak yanaklarda ve üst dişlerde, gözler arasında ve gerisinde veya üzerinde ağrı ve hassasiyet bulunur.

    Kronik sinüs enfeksiyonları ağrı yapabilirde yapmayabilir de. Fakat burun tıkanıklığı ve burun akıntısı sürekli vardır. Bazı hastalarda sinüslerden polip denilen yapılar gelişir. Hastalık aşağı hava yollarına da yayılarak kronik öksürük, bronşit ve astıma neden olabilir. Akut sinüzit genellikle antibiyotik tedavisine cevap verir, kronik sinüzit için ise genellikle cerrahi tedavi önerilir.

    ALLERJİ

    Saman nezlesi allerjik rinite verilen isimdir. Allerji ; yabancı bir cisim, polen, ev tozu akarı, hayvan atıkları veya ev tozundaki bazı parçacıklara karşı oluşan aşırı enflamasyon yanıtıdır. Bazen besinler de rol oynamaktadır. Polenler ilkbaharda veya sonbahar da sorun yaratırlar. Bunun yanında ev tozu bütün bir yıl boyunca rahatsız edebilir. Bunun ideal tedavisi şikayetlere neden olan şeylerden uzak durmaktır. Ancak çoğu zaman bu pratik değildir. Allerjik hastalarda, soğuk algınlığında olduğu gibi, vücutta histamin salgılanmasına neden olan parçacıklar sonucunca burun tıkanıklığı ve akıntısı oluşur. Antihistaminik ilaçlar histaminin etkisini önleyerek şikayetleri ortadan kaldırılabilir. Dekonjestanlar genişlemiş kan damarlarnı büzerek burnun açılmasını sağlarlar. Antihistaminiklerin büyük çoğunluğu uykuya meyli artırırken dekonjestanlar tam bunun aksi olarak uyarıcı etki gösterir. Bu nedenle bu ilaçları bir arada kullanmak en doğru seçim olacaktır.

    UYARI

    Antihistaminik kullanırken uykuya meyili olanların otomobil kullanmaları veya tehlikeli işlerde çalışmaları çok sakıncalıdır. Dekonjestanlar kalp hızını ve kan basıncını artırdıkları için yüksek tansiyonu, kalbin ritim bozukluğu, glokomu ve idrara çıkmada zorluğu olan hastalarda kullanılmamalıdır. Hamileler alacakları herhangi bir ilaç için mutlaka doktorlarına başvurmalıdırlar.

    Kortikosteroidler (Kortizon) birçok allerjik hastada belirgin bir şekilde etkindir ancak bilinen yan etkilerinden dolayı muhakkak doktor kontrolunda kullanılmalıdır. Bunun yanında bu ilaçlar burun spreyi olarak kullanıldıklarında da etkilidirler ve bu kullanım şekli daha güvenlidir.

    Allerji iğneleri en spesifik tedavi yöntemidir ve yüksek düzeyde başarıya sahiptir. Bazan hastanın hangi maddelere karlı allerjik oluşunu anlamak için kan ve deri testleri yapılır. Doktor tedavinin başlangıç şemasını belirleyecektir. Bunlar genelde enjeksiyonlar şeklinde olacaktır.

    Bu tedavi insandaki antikorları bloke ederek allerjik reaksiyonun önlenmesi yoluyla etki gösterir. Birçok hasta ilaçların yan etkilerinden dolayı enjeksiyonu tercih eder.

    Allerjisi olan hastaların sinüs enfeksiyonu olma eğilimleri daha da artmışdır.

    VAZOMOTOR RİNİT

    Rinit burunun ve burun zarlarının enflamasyonu demektir. Vazomotor kan damarları ile ilgili demektir. Burun zarları çok miktarda genişleme ve daralma yeteneğine sahip atar damar, toplar damar ve kılcal damarlara sahiptir. Normalde bu damarların yarısı açık yarısı kapalıdır. Fakat kişi ağır egzersiz yapıyorsa uyarıcı etkili hormonların (adrenalin) salgılanması artar. Adrenalin damarların büzülmesine neden olur. Bunun sonucunda zarlar büzülür, hava yolu açılır ve kişi daha rahat nefes alır.

    Bunun tam tersi allerjik atakta veya kişi soğuğa maruz kalınca gelişir. Kan damarları genişler ve burun tıkanır. Allerji ve enfeksiyonlara ek olarak bazı başka nedenler de burun damarlarının genişlemesine sebep olarak vazomotor rinite yol açar. Bunlar arasında stres, tiroid foksiyonlarında yetersizlik, hamilelik, bazı tansiyon ilaçları, doğum kontrol hapları ve dekonjestan ilaçların aşırı veya uzun kullanılması sayılabilir.

    Bütün bu nedenlerin başlangıcında burun tıkanıklığı geçici ve geri dönebilir niteliktedir. Yani neden ortadan kaldırılırsa hastalık düzelecektir. Bunun yanında eğer yeterince uzun sürerse bu sefer de kan damarları elastikiyetini kaybedecek ve olay geri dönülmez bir duruma dönüşür. Varisleşmiş damarlara benzerler. Hasta sırt üstü yattığında veya bir tarafına döndüğünde aşağı kısımları kanla dolar.

    Burun tıkanıklığı sağlığı ve gelişmeyi olumsuz etkiliyor

    Geniz ve burun eti, alerji, burun eğriliği ve sinüzitin neden olduğu burun tıkanıklığının uzun süre devam etmesi halinde, çocuklarda zeka gelişimi olumsuz yönde etkileniyor. Uzun süreli burun tıkanıklığı yetişkinlerde ise kalp hastalıklarına yol açabiliyor.

    İHA - Burun tıkanıklığı çok sık rastlanan bir durum. Çocuklukta da erişkin yaşta da görülebiliyor. Genellikle basit bir sorun olarak algılandığı için üzerinde pek fazla durulmuyor. Aslında burun tıkanıklığının neden olduğu ağızdan nefes alıp verme çok ciddi probleme dönüşebiliyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hasan Tanyeri, vücudun kliması olarak tanımlanan ve çok önemli bir görev üstlenen burnun yapısını şöyle açıklıyor:

    "Burnun ortasında burun pasajlarını iki eşit yarıma ayıran bir duvar ve yan duvarlarda hastalarımızın burun eti diye tabir ettiği, parmak şeklinde çıkıntılar mevcuttur. Bütün bu oluşumların yüzeyini ise cildimizin devamı pembe renkli mukoza denilen bir halı kaplar. Yan duvarlardaki konka dediğimiz oluşumlar, burun içindeki yüzey alanını artırıyor. Burnun koku alma işlevinin yanı sıra en önemli fonksiyonu, nefes alıp verme organı olması. Nefes alıp verirken konkalar vasıtasıyla hava temizleniyor, nemleniyor ve ısınıyor. Konkalar burnun klimalarıdır. Yazın havayı soğutuyorlar, kışın ısıtıyorlar. Aynı zamanda temizleyip, nemlendiriyorlar"

    HAVA KİRLİLİĞİ BURUN TIKANIKLIĞINA YOL AÇIYOR

    Geçici burun tıkanıklığına yol açan nezle dışında, burun tıkanıklığının başlıca sebebi, organın doğuştan ya da sonradan kazanılan ve anatomik olarak deviasyon şeklinde tanımlanan eğrilikleri gösteriliyor. Burnun orta bölümünün eğriliği nefes alıp vermeyi etkiliyor. Ancak tıkanıklığın tek sebebi bu değil. Doç. Dr. Tanyeri, tıkanıklığa sebep olan etkenleri şöyle sıralıyor:

    "Hava kirliliği, sigara, alerji, burun spreyi bağımlılığı, alkol tüketimi ve atmosfer basıncı değişiklikleri gibi burun mukozasını şişiren, ödemini artıran dış nedenler burun tıkanıklığına başlı başına yol açar. Konkaların anatomik olarak büyük olması, geniz eti büyümesi, polip, sinüzit gibi durumlar da burun tıkanıklıklarına neden olurlar. Klima organları konkaların, şişip inebilme özelliği bu faktörlere bağlı olarak bozulduğunda uzun süreli kalıcı şişlikler burun tıkanıklığı ortaya çıkar ve düzeltilmesi gerekir"
    Geçen 20 yıl içerisinde giderek artan oranda yapılan burun estetik ameliyatları sonrası, ortaya çıkabilen burun kanatlarındaki çöküntünün de burun tıkanıklıklarına yol açtığını kaydeden Tanyeri, bunun tedavisi mümkün bir durum olduğunu ifade ediyor.

    DOĞRU TEDAVİ İÇİN DOĞRU TANI

    Burun tıkanıklığı çok uzun süre devam ettiğinde bir uzman yardımı almak gerektiğinin altını çizen Tanyeri, "Burun tıkanıklığının neden kaynaklandığını tespit etmek gerekiyor. Tanı noktasında hastayı iyice dinlemek şart. Rutin muayene dışında günümüzde kullanılan birçok yeni alet var. Bunların başında ise endoskop geliyor" açıklamasında bulunuyor. Doç. Dr. Tanyeri; bu aletlerin eğilebilen, yumuşak olanları ile burunu daha iyi tetkik edebildiklerini belirterek, şöyle devam ediyor:

    "Endoskopla muayeneyi tamamladıktan sonra kompüterize tomografi ya da burun içi basıncını ölçen özel cihazlarla tıkanıklığını, nedenini ve yerini saptama yoluna gidebiliyoruz. Tanısı konduktan sonra tedavisi de günümüz şartlarında daha etkin olarak yapılabiliyor. Alerjisi olan hastalarımızda ilaçlarla tedavi söz konusu. Alerji ilaçları ile burun mukozasının şişkinliğini azaltarak hastaların nefes alıp vermesini düzenlemek mümkün"

    Özellikle içinde bulunduğumuz çağda yaşadığımız atmosfer şartları, hava kirliliği, egzoz gazları, endüstriyel atıkların burnun içinde özellikle çocuklarda burun tıkanıklığı ortaya çıkardığına işaret eden Tanyeri, "Bunu elimine etmek mümkün değil. Burun tıkanıklığının nedeni ne olursa olsun tıbbi tedavi ile düzelmeyen durumlarda ameliyata kadar varan başka tedavi seçenekleri ortaya çıkıyor. Günümüzde birçok farklı yöntem kullanıyoruz. Bunlardan bir tanesi burun eti konkanın içerisine bir tünel açmak. Bu tünelin içine aletlerimizi yerleştirerek hem mukozanın iç yüzünü yani burnu kaplayan halının iç yüzünü hem de burun etinin yapıştığı kemiği traşlayarak boyutunu küçültüyoruz" şeklinde konuşuyor.

    TEDAVİYE YANIT ALINMAZSA AMELİYAT EDİLİYOR

    Korkulanın aksine böyle bir ameliyatta kesinlikle yüzde, gözde şişme olmayacağına değinen Tanyeri, yapılan işlemle ilgili şunları söylüyor:

    "Son derece basit bir ameliyattır. Konkalarda mukozanın fazla olduğu ve ilaçla düzelmeyen durumlarda ise radyofrekans yöntemini uyguluyoruz. Cihazdan radyofrekans enerjisi çıkıyor ve iğne radyofrekans enerjisini mukozaya ileterek işlemi takiben 2 ila 3 hafta içerisinde mukozanın büzülmesini sağlıyor. Etli mukozalarda yapılan ve hastalarda oldukça yüz güldürücü sonuçlar aldığımız, son derece basit bir yöntem"

    Sinüzit, polip, geniz eti gibi medikal tedaviye yanıt vermeyen durumlarda ise endoskopik ameliyatlarla burun tıkanıklıklarının tedavi edildiğini söyleyen Tanyeri, "Estetik burun ameliyatları sonrası oluşabilen burun kanadı çöküntülerini de kansız ve tamponsuz bir şekilde çok basit bir yöntemle tedavi edilebiliyor" diyor.

    Uzun süreli varolan burun tıkanıklıklarının tedavi edilmesinin kesinlikle gerektiğini söyleyen Tanyeri, "Burnun işlevlerinden bir tanesi havayı temizleyip aşağıya göndermek. Burun kullanılmadığı zaman ağız açık kalıyor. Temizlenip nemlenmeyen ve ısınmayan hava boğaz arka duvarına çarparak, burada kuruluk ve farenjit türü şikayetlere sebep oluyor" şeklinde konuşuyor. "Burun ile akciğerler arasında bir bağlantı söz konusudur" diyen Doç. Dr. Tanyeri, sözlerini şöyle tamamlıyor:

    "Burundan solunan havayı akciğerler daha fazla emerler. Biz, ağzımızı kullandığımızda bu işlevi atlıyoruz. Ağız solunumu yaparak oksijenasyonu azaltıyoruz. Dolayısıyla uzun vadede sessiz seyreden kalp problemleri daha erken ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlara rastlıyoruz. Çocuklarda ise alerji nedeniyle burun etlerinin şişmesi, geniz etinin büyümesi durumlarında burundan nefes alıp verememek, çocuğun zeka ve diğer gelişimini olumsuz etkiler''

    *

    Farenjit
    Farenjit, farenks denen boğaz bölgesinin iltihabıdır. Akut farenjit genellikle virüsler tarafından meydana getirilir ama bakteriler de farenjite yol açabilir.

    Şiddetli boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü vardır. Bu belirtiler genellikle yüksek ateş ile birliktedir.

    Tedavi Şekilleri

    Tedavi olarak antibiyotik ile birlikte ağrı kesici, ateş düşürücü verilir ve hasta istirahat ettirilir.

    Kime Başvurmalı

    Farenjit tedavisi için uygun tedavi rejimini bir Kulak Burun Boğaz uzmanı, Çocuk Hastalıkları uzmanı veya İç Hastalıkları uzmanı hekim belirleyebilecektir

    *

    Horlama
    TANIM: Normal erişkin insanların en az %45�i zaman zaman horlamaktadır. %25�i sürekli olarak horlamaktadır. Horlama problemi en sık şişman erkeklerde görülür ve yaşla birlikte her geçen gün artar.

    A.B.D. de 300 den fazla firma horlamaya karşı cihaz geliştirmiştir. Bazı modeller pijama arkasına tenis topu yapıştırmak gibi eski bir modelin modifikasyonlarıdır (Sırt üstü yatarken horlama daha çok artar.). Çene ve boyun askıları, boyunluklar ve ağız içine yerleştirilen cihazlar hiçbir yarar sağlamamıştır. Horlama sesi ile çalışıp hastayı uyandıran elektronik cihazlar bulunmuştur. Bütün bunlar hastanın horlamadan uyuma alıştırmaları olarak düşünülmüştür. Ancak maalesef horlama kişinin kontrolünde olmayan bir problem olup tüm bu cihazlar hastayı sadece uyutmamaya yöneliktir.

    Horlamanın nedeni nedir?

    Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçiminde ki sese horlama denir. Dilin arkası ve yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır. Horlayan biri aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir.

    Dil ve boğaz kasları gerginliği azalmıştır. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz. Bu olay alkol yada ilaç alarak gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması ile ortaya çıkar. Bazı insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak yine horlama görülebilmektedir. Boğazdaki dokuların aşırı büyük olması. Büyük bademcik ve geniz eti çocuklarda en sık rastlanan horlama nedenidir. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu sebep olarak gösterilir. Kist ve tümörlerde nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir. Yumuşak damak ve küçük dilin aşırı sarkık ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu daraltır. Hava yoluna sarktığı için bir valv gibi horlamaya neden olur. Burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşırı vakum yaratır. Bu vakum boğazda kollabe olabilen dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylelikle burun açık iken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu durum neden bazı insanların sadece allerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda horladığını izah etmektedir. Burun deformasyonları bu tip burun tıkanıklığı nedenleri olarak bilinir. Deviasyon burun orta bölmesinin yan taraflara taşması olarak tanımlanır. Burun içi deformasyonları içinde en sık rastlanılanıdır.

    HORLAMA CİDDİ BİR SORUN MUDUR?

    Sosyal olarak evet! Bu aile yaşamında ciddi bir şekilde tehdit eder. Horlayan kişi alay konusu olur. Ailenin diğer bireyleri için uykusuz gecelerin sorumlusu tutulur. Horlayan kişi tatil ve iş gezilerinde istenilmeyen oda arkadaşı olur. Tıbbi olara evet! Kişinin kendine verdiği zarar daha büyüktür. Dinlenilmeden geçirilen geceler vardır. Aşırı horlayan kişilerde yüksek tansiyon horlamayan kişilere göre daha sık görülür. Horlamanın en ağır formu �tıkayıcı tipte horlama hastalığıdır.� �Uyku apnesi� diye bilinen bu hastalıkta şiddetli horlama nefessiz kalınan bir dönemle kesilmektedir. Bu sırada solunum tam durmuştur. 10 saniyenin üzerindeki nefessiz kalma nöbetlerinin bir saat içinde 7 den fazla görülmesi yaşamı ciddi şekilde tehdit eder. Bu durumda doktorunuzun size bir uyku merkezinde inceleme yapılmasını önerecektir. Apneli (nefesin kesilmesi) hastalarda saatte 30-300 defa tıkanmalara rastlanılmaktadır. Böylelikle uykuda kan oksijen düzeyi aşırı oranda düşer. Oksijenin düştüğü bu dönemde kalp kanı daha çok pompalamak zorundadır. Bir süre sonra kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon ve kalp büyümesi yerleşir. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçebilmektedirler. Derin faz gerçek dinlenme için tek yoldur. Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, yorgun ve verimsiz geçecektir. Araba kullanırken yada iş başında uyuklamalar görülecektir.

    Horlama tedavi edilebilir mi?



    Horlamanın bir çok tipi tedavi edilebilir. Erişkin horlayan kişiler için aşağıda sıralana önerilere uyulmalıdır.

    İyi bir adele tonusu kazanmak için sportif bir yaşam biçimi seçilmeli. Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen allerji ilaçlarını uykudan önce almamalı. Uykudan 4 saat önce alkol almaktan sakınmalı. Uykudan 3 saat önce ağır yemekten sakınmalı. Aşırı yorgunluktan sakınmalı. Uykuda sırt üstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmeli. Eski bir öneri olarak pijama sırtına tenis topu dikmek hala faydalı bir metot dur. Böylelikle sırt üstü uyumaya engel olunur. Yatağınızın baş tarafı daha yukarıda olacak şekilde tüm yatağınız yaklaşık olarak 10 cm bir tarafa doğru çeviriniz. Bu amaçla yatağınız bir tarafı altına bir tuğla yerleştirmek amacınıza uygun olacaktır. Evde horlamayan kişilerin sizden önce uykuya geçmeleri için onlara süre tanıyın.

    Her pozisyonda horlayan kişiler "ağır horlayan" olarak isimlendirilir. Bu kişilerin yukarıdaki önerilerden daha fazla yardıma ihtiyaçları vardır.

    Horlama kişi ve ailesi için zararlı hale geldiğinde uzman doktorunuz ile görüşmeniz uygun olacaktır. Bu özellikle uyku sırasında nefes alamama problemi olduğunda (Yüksek sesli horlama nefessiz kalma dönemi ile kesilmektedir.) Doktorunuza baş vurmanız daha da önem kazanmaktadır. Horlama hastasının burun, ağız, boğaz ve boynunun detaylı muayenesi yapılmalıdır. Horlamanın boyutu ve horlayan kişinin sağlığını belirlemek açısından uyku laboratuarı çalışmaları değerlidir.

    Tedavi şüphesiz tanıya dayanır. Bu allerji veya enfeksiyon tedavisi gibi basit yada bademcik geniz eti veya burun bozukluklarının cerrahi gerektirir biçimdedir. Horlama - Nefessiz kalma hareketli dokuların sabitleştirilmesi ve hava yolunun daha genişletilmesini sağlayan horlama ameliyatlarından başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Buna uvulopalatofarengoplasti ameliyatı (UPPP) adı verilmektedir. Hasta için bademcik ameliyatından çok farklı his vermez. Laser'ın kullanıldığı Laser-assisted uvulopalatoplasti (LAUP) lokal anestezi ile yapılabilen bir başka ameliyattır. Cerrahinin çok riskli veya hasta tarafından istenilmediği durumlarda boğaza basınçlı hava veren maske takarak (CPAP) uyuyabilir. Kronik olarak horlayan her çocuk KBB uzmanı tarafından detaylı olarak muayene edilmelidir. Bademcik ve geniz eti ameliyatının gerekli olduğu durumlarda cerrahi müdahale çocuk sağlığına ve gelişimine çok önemli yararlar sağlayacaktır.

    *

    Krup
    Krup (Akut laringotrakea bronşit); Gırtlağın, nefes borusunun ve hava yollarının akut iltihabi hastalığı. Hastalık, parainfluenza denen virüsle meydana gelir ve özellikle hayatın erken dönemlerinde ortaya çıkar. Bu virüs, çocuklarda krup’a, erişkinlerde ise genellikle soğuk algınlığına yol açmaktadır. Sık olarak sonbahar, kış ve ilkbaharda görülür. Yeniden hastalanma sıktır. Kuluçka süresi 5-6 gündür. Çocuk ve bebeklerde çok ciddi seyreder. Ateş, hastalığın değişmez belirtisidir. Öksürük, hırıltı solunum vardır.

    Hastalıkta önemli laboratuar belirtisi yoktur. Çocuklarda akyuvar değişiklikleri olursa da vakalara göre değişir.

    Komplikasyon olarak, çocukta orta kulak iltihabı sıktır. Çok küçük veya kötü bakımlı çocukta öldürücü olabilir. Erişkinde ise bakteriyel sinuzit, önceden bronşit amfizem ve bronşiektazisi olan hastalarda bakteriyel zatürre gelişebilir.

    Krup, gırtlak difterisi ile karışabilirse de solunum yolunun direkt muayenesi ile ayrılabilir. Gırtlak difterisine “krup difterik” de denir.

    Krup’un has bir tedavisi olmadığı gibi koruyucu aşısı da yoktur. Tedavisi, ortaya çıkan belirtilere ve orta kulak iltihabı, zatürre gibi komplikasyonların önlenmesine yöneliktir. Çocukta bakım önemlidir. Erişkinlerde ise ağrı kesici, antihistaminik ve öksürük için az dozda kodein verilir. Hastalar yatak istirahatine alınmalıdır

    *

    Kulağın çınlaması
    TANIM: Bazı zamanlar kulağımda zil sesi duyuyorum bu normal midir? Tamamiyle değil. Kafa içinde ki bu seslere genel olarak tinnitus denilir ve çok yaygındır. Tinnitus zaman zaman ortaya çıkabilir veya siz sürekli olarak bir ses duyabilirsiniz. Çok kalın veya çok ince olabilir, tek kulağınızda veya her iki kulağınızda da duyabilirsiniz. Zil sesi sürekli olduğunda bu kişiyi çok rahatsız edebilir. Hatta bu rahatsızlık kişilerin normal hayatlarını etkiliyecek boyuta kadar çıkabilir.

    BAŞKA İNSANLAR KULAĞIMIN İÇİNDEKİ BU SESLERİ DUYABİLİR Mİ?

    Bu genellikle olmaz ancak bazı durumlarda dinleyen kişi bir çeşit ses duyabilir. Bu tip tinnituslara objektif tinnitus denilir. Çoğunlukla ya bir damar anormalliğinden dolayı veya kasların kasılması sonucu orta kulakta meydana gelen seslerden ötürü gelişir.

    TİNNİTUS (ÇINLAMA) KONUSUNDA EN SIK RASTLANAN SORULAR

    Tinnitusun Nedeni Nedir?

    Sesin sadece hasta tarafından duyulduğu subjektif tinnitusun birçok olası nedeni vardır. Bazı nedenler kötü değildir (örnek olarak küçük bir kulak kiri geçici bir süre tinnitus yapabilir.) Bunun yanında enfeksiyon, kulak zarında delinme, orta kulakta sıvı birikmesi ve orta kulakta ki kemiklerin eklem yerlerinin sertleşmesi gibi daha önemli nedenler de olabilir. Tinnitus baş ve boyun bölgesindeki damar genişlemeleri (anevrizma) veya denge ve işitmeyi sağlayan sinirden kaynaklanan bir tümörden (akustik nörinom) dolayı da olabilir. Bu problemlerde işitme kaybı da vardır. Allerji, yüksek veya düşük tansiyon, tümör, şeker hastalığı, tiroid problernleri, baş ve boyun bölgesine gelen darbeler ve birçok diğer nedenler: bazı romatizma ilaçlan, bazı antibiotikler, sakinleştirici ilaçlar ve aspirin tinnitusa neden olabilir. Her durum için tedavi çok farklıdır. Bu nedenle konusunda uzmanlaşmış bir doktora kontrol olmak ve kulak çınlamasının gerçek nedenini bulmak çok önemlidir.

    Tinnitus çoğunlukla işitme sinirlerinin mikroskopla görülebilecek kadar küçük olan uçlarında meydana gelen hasarlardan ötürü gelişir. Bu sinir uçlarının sağlıklılığı doğru ve kesin duymayı sağlar ve bunlarda meydana gelecek bir hasar işitme kaybı ve tinnitusa yol açar. İlerlemiş yaşla birlikte sinir uçlarında bazı değişiklikler meydana gelir bu da beraberinde tinnitusu getirir. Günümüz dünyasında yüksek ses tinnitusun muhtemelen en sık rastlanan nedenidir ve işitme kaybına da yol açar. Ne yazık ki birçok insan endüstriel gürültünün, yangın alarmlarının, yüksek sesle müzik dinlemenin ve diğer gürültülerin ne kadar zararlı olduğundan ya habersiz yada bunu umursamamaktadır. Stereo kulaklıklarla yüksek müzik dinlemek riski daha da fazlalaştırmaktadır.

    Tinnitusun Tedavisi Nedir?

    Vakaların çoğunda özel bir tedavi yoktur. Eğer doktorunuz gerçek nedeni bulursa bunu ortadan kaldırmaya yönelik tedavi sonucunda kulağınızdaki çınlamalar da ortadan kalkar. Bunun için bazı röntgen filmleri ve denge testlerine ihtiyaç duyulabilir. Bunlara rağmen tinnitusun nedeni çoğu zaman bulunamaz. Neden ortaya konulmamış olmasına rağmen bazı durumlarda ilaçlar yardımcı olmaktadır. Kullanılan birçok ilaç vardır. Genellikle hastaya ilaç alması önerilir ve sonuç alınıp alınmadığı sorulur.

    Eğer Bir Neden Ortaya Konulamazsa Tinnitusun Azalması İçin Birşey Yapılabilir mi?

    Evet. Aşağıda yapmanız ve yapmamanız önerilen şeyler tinnitusunuzun azalmasına yardımcı olacaktır. Herşeyden önce işitme sisteminin vücudun en hassas ve kırılgan sistemi olduğu hatırlanmalıdır. Bu nedenle aşağıdakileri yapmanız önerilmektedir.

      Yüksek sesli müziğe maruz kalmaktan korunun Kan basıncını sürekli kontrol ettiriniz. Kontrol altında olması için doktorunuza başvurun. Tuz alımını kısıtlayın (fazla tuz dolaşım sisteminizi bozacaktır.) Tuzlu yiyeceklerden uzak durun ve yemeğinize tuz eklemeyin. Sinir sistemine uyarıcı etkisi olan kahve, kola ve sigaradan uzak durun. Günlük egzersizler kan akımınızı düzenler. Yeterince dinlenin ve çok yorulmaktan sakının. Sesten endişelenmeyin. Kulak çınlamanız sizin sağır olmanıza ve aklınızı kaybetmenize neden olmaz. Bu sesleri rahatsız edici ama önemsiz bir gerçek olarak kabul edin ve olabildiğince yok saymayı öğrenin. Bu çeşit kontrol ya kişinin kendini tembihlemesiyle yada maskeleme yöntemiyle başarılabilir. Sinirliliğinizi ve gerginliğinizi en aza indirin.

    KİŞİNİN KENDİNİ TEMBİH ETMESİ NE DEMEKTİR? BU GEÇERLİ MİDİR?

    Tembihleme, konsantrasyon ve gevşeme egzersizleri sonucunda kan basıncını ve kas gruplarını sistemli olarak kontrol etmeyi sağlar.

    MASKELEME NEDİR? TİNNİTUS MASKELEMESİ NEDİR?

    Tinnitus özellikle çevre sessiz olduğu zaman, gece yatarken, daha rahatsız edicidir Tinnitusla yarışacak bir ses bir saatin tıklaması veya bir radyo, rahatsızlığı azaltacaktır. Bazı doktorlar alçak seşle FM kanallarını dinlemeyi önermektedir: Birçok hasta iki istasyon arasında ayarlanmamış radyonun çıkardığı sesi alçak sesle dinlemekten fayda bulduklarını ifade etmiştir. Böylesine statik bir ses çok rahatlatıcı olabilir. Bu ses beyaz ses olarak bilinmektedir. Bazı hastalar rahatlatıcı ses üreten elektronik aletler kullanmaktadır. Tinnitus maskeleyici işitme cihazını içine yapılan veya ona eklenen küçük bir eloktronik parçadır. Sürekli ama rahatsız etmeyecek bir ses üreterek kişinin kulak çınlamasını unutmasını sağlar.

    İŞİTME CİHAZLARI ÇINLAMANIN AZALMASINI SAĞLAR MI?

    İşitme bozukluğu kişilerin bazılarında çınlamanın kullandıkları cihazlar tarafından azaltıldığı veya yok edildiği söylenmektedir. Ancak işitme cihazı sadece tinnitusu önlemek için kullanılacaksa özenli bir çalışma yapılmalıdır. Genellikle işitme cihazı çıkartılınca çınlama ilk durumuna geri döner.

    *

    Meniere
    TANIM: Bir doktor ataklarınızın sıklığını, süresini, ciddiyetini ve karakterinin hikayesini değerlendirdikten sonra işitme kaybınızın süresini, değişip değişmediğini, çınlama veya dolgunluk hissinizin olup olmadığını, bunun tek veya çift taraflı olup olmadığını belirleyecektir. Size geçmişte frengi, kızamık veya diğer ciddi enfeksiyonları geçirip geçirmediğiniz, gözünüzde bir iltihap olup olmadığı, bağışıklık sisteminde bozukluk veya allerjinizin olup olmadığı veya geçmişte bir kulak ameliyatı geçirip geçirmediğiniz sorulabilir. Genel sağlığınız, şeker hastalığınız, tansiyonunuz, yüksek kolesterolünüz, guatrınızın, nörolojik veya duygusal problemlerinizin olup olmadığı da sorulabilir. Bazı durumlarda bu problemlere yönelik testler yapılabilir. Kulak ve baş boyunun diğer yapılarının fizik muayenesi ataklar haricinde normaldir.

    İşitme testi olan Odiometrik muayene, etkilenen kulaktaki işitme kaybını gösterir. Etkilenen kulakta konuşma ayırt etme yeteneği (hastanın “git “ ve “bit “ gibi benzer kelimeler arasında ayırım yapamaması.) etkilenmiş olabilir. Denge fonksiyonunu değerlendirmek için ENG (elektronistagmografi) uygulanabilir. Bu karanlık bir odada yapılır. Kayıt elektrotları göze yakın yerleştirilir. Elektrodlardan çıkan kablolar kalp monitörüne benzeyen bir makineye bağlanır. Sıcak ve soğuk su, yada hava yavaşça her iki kulak kanalına uygulanır. Göz ve kulak, sinir sistemi sayesinde birlikte çalıştıkları için denge sistemi ölçümünde göz hareketlerinin ölçümü kullanılır. Hastaların yaklaşık %50 sinde etkilenen kulakta denge fonksiyonu azalmıştır. Denge sistemini değerlendirmek için rotasyon testi veya denge düzlemi gibi diğer denge testleri de uygulanabilir.

    Uygulanabilecek diğer testler:

    Elektrokokleografi (EcoG) bazı Meniere hastalarında iç kulaktaki artmış sıvı basıncını gösterebilir. İşitsel beyin kökü cevabı(ABR)işitme siniri ve beyin yollarının bilgisayarlı testidir.

    BT (bilgisayarlı tomografi ) ve MRI (manyetik rezonans görüntülemesi) işitme ve denge siniri üzerinde meydana gelen tümörü belirlemek için gerekebilir. Bu tümörler nadirdir ancak Meniere'e benzer semptomlara sebep olurlar.

    Doktor hangi tedavileri önerecektir?<ı>

    Diet ve tedavi:

    Az tuzlu diyet ve bir diüretik (suyu vücuttan atılımını sağlayan ilaç ) Meniere hastalarında atak sıklığını azaltabilir. Diüretikten tam verim alabilmek için tuzu kısıtlamanız ve ilacınızı belirtildiği şekilde düzenli almanız çok önemlidir.

    <ı>

    Yaşam biçimi:

    Kafein, sigara ve alkolden uzak durun! Düzenli uyuyun ve iyi beslenin. Fiziksel olarak aktif olun ama gereksiz yorgunluklardan kaçının. Meniere hastalığında stres, baş dönmesi ve kulak çınlamasına sebep olabilir. Stres den uzak durun.

    <ı>

    Önlemler:

    Eğer uyarmaksızın baş dönmeniz olursa, araç kullanmayın çünkü araç kontrolündeki başarısızlığınız, siz ve diğerleri için tehlikeli olabilir. Güvenlik için yüzmeden, merdivenlerden, yapı iskelelerinden vazgeçmeniz gerekebilir.

    Cerrahi ne zaman tavsiye edilir?

    Eğer baş dönmesi atakları konservatif çözümlerle kontrol edilemiyorsa ve ataklar günlük işleri kısıtlıyorsa aşağıdaki cerrahi işlemlerden biri tavsiye edilebilir:

    1) Endolenfatik şant (iç kulak sıvısının boşaltılması) veya dekompresyon (basıncın azaltılması) işlemi işitmeyi koruyan bir kulak ameliyatıdır. Vakaların 1/2-1/3’ünde baş dönmesi ataklarının kontrolu sağlanır. Ancak hiçbir hastada bu kontrol kalıcı değildir. Diğer işlemlere kıyasla daha kısa sürer.

    2) Vestibüler nörektomi denge sinirinin iç kulağı terkedip beyine girdiği yerde kesilmesi işlemidir. Baş dönmesi atakların büyük bir kısmı bu ameliyatla tedavi edilebilir ve vakaların çoğunda işitme korunulur.

    3) Labirentektomi <ı>ve işitme sinirinin kesilmesi : Bir tarafın iç kulağndaki işitme ve denge mekanizmalarının harap edilmesidir. Meniere hastasının etkilenmiş olduğu kulağı çok az duyuyorsa bu yöntem tercih edilebilir. Genellikle baş dönmesi atakları kontrol altına alınır.

    Diğer ameliyatlar ve tedaviler de bazı durumlarda tavsiye edilebilir. Cerrahi tedavi gerekli görülüyorsa, cerrahınızla riskleri ve kazanacaklarınızı tartışmalısınız. Her ne kadar Meniere hastalığının tedavisi yoksa da hemen hemen her vakada baş dönmesi kontrol altına alınabilir.

    *

    Non-Alerjik Rinit

  • Bulguları genel olarak; yıl boyu süren allerjik rinitten farklı değildir.
  • Değerlendirilmesi ve tedavisi zorluk gösterebilir.
  • Solunumsal allerjenle temas olmadan burun mukozası iltihabı vardır.
  • Allerjenlerle prick testi pozitifliği yoktur.

    Sınıflama:

    1. İnflamatuvar (İltihabi)

    a.İnfeksiyöz

  • Viral
  • Bakteriyel

    b.Atrofik rinit (Burun mukozasında silinme ile gider)
    c.Eosinofili ile giden non-allerjik rinit (NARES)
    d.Burundaki poliplerle ilgili rinitler
    e.Burunda mastositoz

    2. Non-inflamatuvar (İltihabi olmayan)

    a.Medikamantöz rinit (ilaçlara bağlı)

  • Lokal kullanılan ilaçlar
  • Sistemik ilaçlar

    b.Vazomotor rinit
    c.Hormonla oluşan vazomotor dengesizlik

  • Hormonal hastalıklar-Tiroid hormonu azlığı (hipotiroidi)
  • Gebelik

    d.Yapısal problemlerle ilgili burun hastalığı

  • Septum deviasyonu (Burun orta hat yamukluğu)
  • Beyim-omurilik sıvısının burundan gelmesi ile sonuçlanan kafa travması
  • Tümörler
  • Yabancı cisimler


    Vazomotor Rinit:

  • En sik rastlanilan non-allerjik rinittir,
  • Yil boyu süren burunda konjesyon (ödem), burun akintisi ve burun arkasina akinti ile karakterize sebebi bilinmeyen bir durumdur.
  • Göz şikayeti olmaz.
  • Bulgular tipik olarak sabahlari artar; sigara dumani, irritanlar, kimyasal maddeler, parfümler, kötü kokularla alevlenir.
  • Bulgular, ani sicaklik degisiklikleri ile tetiklenebilir.

    Infeksiyöz Rinitler:

  • Koyu kivamli, sari yesil renkli burun akintisi vardir.
  • Sinüs hassasiyeti akut veya kronik sinüzitle birlikteligini gösterir.

    Atrofik Rinit:

  • Yaslilarda, sebebi belli olmayan,
  • Burun tikanikligi, kötü koku, burun için kabuk oluºumu ile giden bir hastaliktir.

    NARES:

  • Eosinofili ve burun ifrazatinda eosinofil görülen iltihabi bir rinittir.
  • Sebebi bilinmiyor.
  • Allerjenlerle yapilan prick testi negatiftir.
  • Burun içi allerjik rinitteki gibi soluk ve parlak renkli ve ödemlidir.
  • NARES, burundaki polipozisin sebeplerinden biridir.

    Nasal Mastositozis:

  • Nadir görülen bir hastalik,
  • Burunda mukozada artmişmast hücre bulunmasi ile tani konulur.


    Medikomantöz Rinit:

  • Lokal veya sistemik ilaçlarin uzun süreli kullanimlari ile olusur.
  • Antihipertansifler
    Reserpin,
    Hidralazin
    Guanetidin
    Metildopa
    Prazosin
    Beta-blokerler
    ACEI’ leri
  • Psikotropik ilaçlar
    Tioridazin
    Klordiazepoksid-amitriptilin
  • Kadinlik hormon ilaçlari
    Oral kontraseptifler (dogum kontrol ilaçlari)
  • Fenilefrin ve oksimetazolin gibi topikal vazokonstrüktörlerin (Burun içine kullanilan ve hizla burun akmasini durduran ilaçlar) uzun kullanilmasi sonucu, burun kanamasi, ilaci biraktiktan sonra burunda konjesyon ve bazen de burun septumunda yirtilma gelişebilir.

    Hormonal Sebepler:

  • Hipotiroidi, miksödem,
  • Gebeligin son üç ayinda (bu durum progesteron veya östrojenle ortaya çikan burun damarlarinda genislme ve mukus ifrazati artimina baglidir).

    Anatomik (yapisal) Sebepler:

  • Ileri derecede burun septum deviasyonu (yamuklugu),
  • Burun tümörleri,
  • Beyin-omurilik sivisinin burundan gelmesi (Tüm kafa kadiesi kiriklarinin % 5’ inde görülür).

    Degerlendirme:
    Muayene:
  • Burun septal yamuklugu,
  • Soluk, parlak, ödemli mokuza? Allerjik rinit/NARES/burunda polipozisi gösterir
  • Kirmizi ve kanamali görüntü? Medikomantöz rinit (ilaçla olusan)

    Tedavi:
    Non-allerjik rinitin, inflamtuvar veya non-inflamatuvar oldugunun ayrimi tedavinin seçimi açisindan önemlidir.

  • Non-inflamatuvar rinit tedavisi:
    Medikomantöz rinit? Sorumlu ilaç kesilmeli
    Burun içine steroid uygulanmasi ödemi azaltmada faydali
    Hamilelikte ortaya çikan rinit? Mümkün oldukça ilaç verilmemeli Çok gerekli ise Burun içine steroid (budesonid veya beklametazon), güvenli ve etkilidir.
    Hipotiroidi ve miksödem? Tiroid hormon tedavisi
    Burun deviasyonu? Operasyon
    Beyin-omurilik sivisinin burundan gelmesi? % 50 kendiliginden düzelir,
    Devam edenlerde;Menenjitten korunma için için damardan antibiyotik, Cerrahi tedavi.
    Vazomotor rinit tedavisi? Problemli
  • Sigara, parfüm gibi çevresel faktörler önlenmeli,
  • 12 saatte bir verilecek olan yavas salinimli agizdan dekonjesan (psödoefedrin veya fenilpropanolamin),
  • Oral dekonjesana cevap vermeyenlerde brun içine steroid eklenmeli,
  • Vazomotor rinitin bir özelligi olan kolinerjik asiri cevabin engellenmesine yönelik 80 m g 4x1/gün ipratropium etkili
  • Çogu hastada agizdan sempatomimetiklerle birlikte burun içine steroid/ipratropium vasomotor bulgulari kontrol altina alir.

  • Allerjik rinitle birlikte olan vazomotor rinitte; tek başina veya dekonjesanla birlikte antihistaminik etkili.

    Inflamatuvar rinit tedavisi:

  • NARES? Burun içine steroid (Başlangiç dozu idamede en aza indirilerek bulgularin tekrarlamasi engellenir.
  • Infeksiyöz rinit ve tekrarlayici sinüzit ? Uygun antibiyotik tedavisi,
  • Virüslerle olusan burun bulgulari? Semptomatik tedavi (antihistaminik-dekonjesan)

    Uzm. Dr. Cengiz KIRMAZ
  • *

    Orta kulak iltihabı
    Akut otitis media olarak da adlandırılan akut orta kulak iltihabı, kulağın üç bölümünden "orta kulağın" iltihabi durumudur. Genellikle üst solunum yollarındaki viral bir enfeksiyon ile birlikte görülür. Daha sık olarak 6-12 aylık bebeklerde görülür, 7 yaşın üzerinde daha seyrektir.

    Orta kulak iltihabı oldukça yaygın bir hastalıktır. 3 Yaşın altındaki çocukların %70-80'i en az bir kere orta kulak iltihabı geçirmiştir.

    Kulakta şiddetli ağrı, ateş, uykusuzluk, huzursuzluk, işitme kaybı, denge bozukluğu ve baş dönmesi en belirgin belirtilerdir.

    Nedenleri

    Orta kulak iltihabına bakteriler yol açar. En fazla rastlanan bakteriler; Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae, Streptococcus pyogenes ve Moraxella catarrhalis'tir.

    Tedavi

    Orta kulak iltihabına bakteriler yol açar. En fazla rastlanan bakteriler; Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae, Streptococcus pyogenes ve Moraxella catarrhalis'tir.

    Tedavide bu bakterileri yok edebilecek bir antibiyotik seçilmelidir.

    Orta kulak iltihabı tedavisi için uygun tedavi rejimini bir Kulak Burun Boğaz uzmanı, Çocuk Hastalıkları uzmanı veya İç Hastalıkları uzmanı hekim belirleyebilecektir

    *

    Ses Sağlığı
    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Gürsel Dursun, sesi kalınlaşmayan erkek çocuklarına, tek seansta "gırtlak eğitimi" vererek seslerini kalınlaştırdıklarını bildirdi.

    Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı'ndan Doç. Dr. Gürsel Dursun, toplumun sesini kullanmayı bilmediğini, bunun birçok ses ve gırtlak problemini beraberinde getirdiğini söyledi. Ses kalınlaşmasının ergenlikten erişkinliğe geçiş döneminde olması gerektiğini bildiren Dursun, bu sorunla birlikte yaşayan, ama sorunun çözülebileceğini bilmeyen çok sayıda insan bulunduğunu kaydetti.

    Sesin kötü kullanımı, ses tellerinin iltihabi hastalıkları veya gırtlağın tümörel hastalıklarının, ses hastalıklarına neden olduğunu bildiren Dursun, "Ses telleri üzerinde nodül, polip, ödem, kanama veya sinir felci gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor veya gırtlak kanseri nedeniyle ses telleri alınabiliyor" dedi.

    Dursun, ses problemlerinin genellikle öğretmen, politikacı, santral memuru, öğretim üyesi, imam gibi meslek grubunda bulunanlarda rastlandığını bildirdi.

    Sesi Korumanın Yolları

    Boğazınızı kazır tarzda temizlemeyin, öksürmeyin ve bağırmayın.
    Konuşurken sizin için doğal olan ses perdesini kullanın.
    Sesinizi gırtlakta veya burunda odaklaştırmayın.
    Sesinizi kullanırken nefesinizi ayarlamayı öğrenin.
    Aşırı derecede konuşmayın.
    Ağız boşluğunu mümkün olduğunca açık tutun.
    Gürültülü ortamlarda konuşmayın.
    Sigara içmeyin ve aşırı alkol kullanmayın.
    Bol sıvı alın ve sesiniz için nemli ortamı sağlayın.
    Toplum önünde konuşurken önlem alın, mikrofon kullanın.
    Vücudunuzun genel direncini bozmamak için fazla yorulmayın ve stresinizi gidermeye çalışın.

    *

    Sinüzit
    Burun boşluğu çevresinde bulunan frontal (alın kemiği), sfenoid, maksilla ve etmoid kemikler içinde hava bulunan ve burun boşluğuna açılan, sinüs denen boşlukların iltihâbı. Bu sinüslerin dördü sağda, dördü soldadır. Sinüslerin iç yüzeyi burun boşluğunu örten kirpikli epitelle kaplıdır. Burun gibi salgı yaparlar. Bu salgı burun boşluğuna dökülür.

    Sinüzitler açık ve kapalı olarak iki grupta incelenir. Açık olanlar buruna boşalır, kapalılar boşalmaz ve içeride basınç yaparak şiddetli ağrıya sebep olurlar.

    Sebepleri: 1) Nezle, 2) Yüzme ve dalma sporu, 3) Kazâlar, çarpma gibi travmalar, 4) Diş çekimleri, çürükleri, diş cerrâhisi, 5) Mâden ocakları gibi derinlerde çalışma.

    Kolaylaştırıcı faktörleriyse şunlardır:

    1) Geniz bâdemciği, 2) Burunda eğrilik (septum deviasyonu), 3) Burun eti (polip), 4) Allerjik nezle, 5) Soğuk ve yağışlı hava, 6) Kötü beslenme, 7) Bâzı genel vücut hastalıkları.

    Hastalığın seyri: Ağrı en önemli belirti olup, enfekte sinüs çevresindedir. Ağrı öne eğilmekle, üzerine basmakla artar. Kaş üzerinde, gözün altında, şakaklarda, bâzan gözün arkasındadır. Eğer hastalık kronikleşirse (uzun süre devam ederse) ağrının şiddeti azalır, daha künt dolgunluk ve ağırlık şeklinde duyulur.

    Burun tıkanıklığı, burundan öne veya burun gerisine akıntı(açık tip ise), sinüs çevresinde şişlik yapabilir. Ateş, genel durum bozukluğu, iştahsızlık ortaya çıkabilir.

    Sinüzitler tedâvi edilmezse şu kötü sonuçlar görülebilir:

    1. Osteomyelit, sinüsün çevresindeki kemikler iltihaplanır. Devamlı akıntılar ortaya çıkar. Tedâvisi çok güçtür.

    2. Gözde, göz kapağında kızarma, iltihap, şişme.

    3. Kafa içine geçerek menenjit, beyin apseleri, beyin damarlarında iltihaplar.

    4. Bademcik iltihabı, bronşit, bronşektazi, astıma yolaçabilir.

    Tedâvi:

    Akut sinüzitte: Uygun antibiyotik, anti histaminikli (allerjiye karşı ilâçlar) veya antihistaminiksiz dekonjestanlar (şişlik azaltıcı) ağızdan alınır. Bir hafta-10 gün burun damlası, buhar, ağrı kesiciler kullanılır.

    Kronik sinüzitte: Dekonjestanlar veya buharla iltihap buruna akıtılmaya çalışılır. Uygun antibiyotik kullanılır. İğne ile girilip, frontal sinüs yıkanabilir. Cerrâhî olarak sinüsün içi boşaltılır, mukoza kazınır, buruna yeni bir drenaj yolu açılır. Alın sinüzitinde sinüs yağ dokusuyla doldurulabilir.

    Bir de halk arasında acı kavun veya hıyar diye bilinen küçük bir yabânî meyve vardır. Bunun suyu sıkılıp, saflaştırılıp, sonra fizyolojik serumla belirli bir oranda sulandırılıp, belirli bir miktar da benzoik asit ilâve edilir ve uygun dozda buruna damlatılırsa, sinüzite çok iyi gelmektedir. Bu husus, yapılan ilmî çalışmalar sonunda doğrulanmıştır. Ancak fazlası zehirlenme yapabileceğinden dikkatli olmalıdır.

    Sinüzit


    TANIM: Burunda dolgunluk, baş ağrısı ve burun akıntısı. HERKESİN SİNÜSÜ VAR MIDIR?

    Evet, yeni doğmuş bir bebeğin bile çok küçük olsa dahi sinüsleri vardır. Başlangıçta bezelye büyüklüğünde olan bu boşluklar burnun içinden yüz ve kafatası kemiklerinin içine doğru genişleyen boşluklardır. Çocukluk ve genç erişkinlik çağında büyümeye ve genişlemeye devam eder. Hava cepleridirler. Burnun iç yüzünü kaplayan zarın aynısı tarafından kaplanmaktadırlar ve bir kurşun kalem başı büyüklüğünde açıklarla burun boşluğuna bağlanırlar.

    SİNÜSLER NE İŞE YARAR?

    Sinüsler normal salgı (mukus) oluşturan burun, sisteminin bir parçasıdır. Normal olarak burun ve sinüsler günde yaklaşık olarak yarım litre mukus salgılar. Üretilen mukus burun örtüsü (mukoza) üzerinde hareket ederek toz parçacıklarını, bakterileri ve diğer havayla taşınan partikülleri süpürür ve yıkarlar. Daha sonra bu mukus geriye boğaza süzülür ve yutulur. İçindeki parçacıklar ve bakteriler mide asidi tarafından parçalanır. Birçok insan bunun farkında değildir çünkü normal bir vücut fonksiyonudur.

    BURUN GERİSİNE AKINTl NE DEMEKTİR?

    Burun içi; hava kirliliği tarafından, allerjiye neden olan maddeler tarafından, dumanla veya virüsler tarafından rahatsız edildiğinde normalden çok fazla mukus üretir. Bu burun zarlarındaki allerjik maddeyi yıkayıp uzaklaştırmak amacıyla bol miktarda üretilmiş, berrak su gibi bir salgıdır. Burun arkasına doğru su gibi bir salgı oluşur. Arkaya akıntının en önemli nedeni bu olaydır. Bir başka tipte ise mukus yapışkan ve kıvamlıdır. Bu, hava yollarının çok kuru olduğu ve zarların yeterince sıvı salgılıyamadığı durumlarda görülür. Bakteriler tarafından oluşturulan enfeksiyonlarda da yapışkan ve kıvamlı mukus gözlenir aynı zamanda cerahatten dolayı mukusun rengi sarı veya yeşil olabilir.

    SİNÜS NEDİR?

    "-it" eki tıpta enfeksiyon veya enflamasyonu ifade eder. Bu nedenle sinüzit, sinüslerin enfeksiyonu veya enflamasyonudur. Tipik bir akut sinüzit vakası soğuk algınlığı veya allerjik bir atak sonucunda fazla miktarda mukus salgılanması ile ortaya çıkar. Zarlar o kadar çok şişebilir ki sinüslerin küçük açıklıkları kapanır. Hava ve mukus burun ile sinüsler arasında rahat hareket edemezse mukus sinüsler içinde birikir ve basıncın artmasına neden olur. Hangi sinüsün etkilendiğine bağlı olarak yüzde veya alında üzerine basmakla oluşan, gözler arasında veya gerisinde, yanaklarda ve üst dişlerde ağrıya meydana gelir. Çıkışı kapalı ve mukus dolu bir sinüs bakterilerin üremesi için çok uygun bir ortamdır. Soğuk algınlığı normalden fazla sürerse ve sümüğün rengi yeşil-sarıya dönerse veya garip bir tat oluşursa muhtemel bakteriyel enfeksiyon gelişmiştir. Akut sinüzit olgularında yüzdeki ve alındaki ağrı çok kötü olabilir. Sinüs çıkışının uzun süre kapandığı durumlarda kronik sinüzit gelişir. Baş ağrısı az görülür ancak akıntı ve kötü koku devam eder. Enflamasyonun çok aşırı olması sonucunda polip adı verilen oluşumlar gelişir. Bazı sinüzit olguları üst dişteki enfeksiyonun sinüse geçmesi sonucunda oluşur.

    SİNÜZİT TEHLİKELİ MİDİR?

    Sinüzit olgularının büyük çoğunluğu tıbbi tedaviye cevap verir ve tehlikeli değildir. Bununla birlikte sinüs içindeki bir enfeksiyon hem göze hem de beyne çok yakındır. Enfeksiyonun göze veya beyine yayılması çok nadirdir. Enfeksiyonlu sinüslerden akan mukus akciğerler için sağlıklı değildir. Böylece sinüzit; bronşit, kronik öksürük veya astımı ya azdırır yada bunların ortaya çıkmasına neden olur.

    SİNÜZİT BAŞ AĞRISI NEDİR?

    Soğuk algınlığı sırasında veya burun örtüsü şiştiği ve burnun aktığı zamanda veya burun sümükle dolu olduğunda yüzde, yanaklarda, alında veya göz çevresinde ortaya çıkan baş ağrısı muhtemelen sinüzit ağrısıdır. Sinüs enfeksiyonu buna neden olur. Bir başka tür sinüs baş ağrısı ise uçak inmek üzere alçaldığı zaman ortaya çıkar. Bu özellikle soğuk algınlığınız veya aktif allerjiniz varsa belirgin olur (buna "Vakum Baş Ağrısı" denilir). Maalesef sinüs baş ağrısıyla karıştırılabilecek birçok başka neden vardır. Örnek olarak migren ve diğer damar kaynaklı baş ağrıları veya gerginlik baş ağrısı hem alın ve göz çevresinde ağrı oluşturması hem de burun akıntısına da neden olabilmelerinden dolayı sinüzit ile karıştırabilirler. Ancak bu tip baş ağrıları doktor müdahalesi olmadan kısa sürede gelip geçerler. Doktor müdahalesi olmadan uzun süren ve ancak antibiyotik tedavisiyle düzeltilebilen sinüzitten farklıdırlar. Bununla birlikte arada sırada gelen, bulantı ve kusmaya neden olan baş ağrısı daha ziyade migren baş ağrısıdır. Şiddetli, sık ve uzun süren baş ağrılarının tanısı için mutlaka doktora baş vurulmalıdır.

    KİMLER SİNÜS PROBLEMİYLE KARŞILAŞIRLAR?

    Gerçekte herkes sinüs enfeksiyonu geçirebilir ancak bazı gruplar daha hassastırlar.

    Allerjisi olanlar : Bir allerji atağı soğuk algınlığı gibi mukozanın şişmesine, sinüs kanallarının kapanmasına, mukus akımının engellenmesine ve bakteri enfeksiyonuna neden olur. İyi nefes almayı ve mukus akışını engelleyecek yapısal burun bozuklukları olanlar : Örnek olarak kırık bir burun veya septum deviasyonu (septum burun delikleri arasında burnu sağ ve sol olmak üzere ikiye bölen kıkırdak bir yapıdır. Bunun bir tarafa doğru eğilmesine deviasyon denir.) Sık sık enfeksiyona maruz kalanlar: Okul öğretmenleri ve sağlık personeli hassastır. Sigara içenler: Tütün dumanı, nikotin doğal direnç mekanizmasını bozarlar.

    DOKTOR SİNÜSLERİM İÇİN NE YAPACAKTIR?

    Doktorunuz size soluk alıp vermeniz, burun akıntınızın rengi ve kokusu ve hangi olayların (günün hangi saatinde veya hangi mevsiminde ) bu bulgulara neden olduğu ile ilgili sorular soracaktır. Baş ağrınızı tarif etmeye hazır olun; Ne zaman ve hangi sıklıkta olduğu, ne kadar sürdüğü, bulantı, kusma, görme bozukluğu, veya burun tıkanıklığı ile ilişkili olup olmadığı. Kulak Burun Boğaz uzmanı özellikle mukozanın görünüşüne ve salgının niteliğine dikkat ederek kulağınızı, burnunuzu, ağzınızı, dişlerinizi, ve boğazınızı muayene edecektir. Burnunuzdaki hassasiyeti inceleyecektir. Bazı durumlarda sinüslerinizin röntgen fılmi gerekli olabilir. Tedavi doktorunuzun koyduğu teşhis ile bağlantılı olacaktır. Enfeksiyonlar için antibiyotik tedavisi veya cerrahi müdahale bazen de her ikisi birden gerekebilir. Akut sinüzit çoğunlukla antibiyotik tedavisine yanıt verirken kronik için genellikle cerrahi müdahale gerekmektedir. Son yıllarda uygulanan Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi (FESS) bu hastalıkların çözümünde uygulanan basit bir tekniktir. Sonuçlar oldukça başarılıdır. Eğer bulgular allerji, migren veya sinüzite benzeyen bir başka nedenden dolayı ise doktorunuz alternatif bir tedavi planı uygulayacaktır.

    SİNÜSLERİM İÇİN BEN NE YAPABİLİRİM?

    Allerjiniz varsa bunu kontrol edin. Soğuk algınlığı olduğunuz zaman buharla nemlendirici kullanın. Yatağınızın baş tarafı daha yükseltilmiş bir şekilde uyuyun. Dekonjestanlar kullanılabilir ancak içlerindeki kimyasal maddeler adrenalin gibi etki gösterebileceğinden yüksek tansiyonu olanlarda riskli olabilir. Aynı zamanda bunlar uykusuzluğa neden olan uyarıcıdırlar. Kullanmadan önce doktorunuza baş vurun. Burnunuzu tahriş eden kirleticilerden, özellikle sigara dumanından uzak durun. Dengeli beslenin, düzenli egzersiz yapın. Enfeksiyonu olduğunu bildiğiniz insanlarla ilişkilerinizi sınırlamaya çalışın bu olmuyorsa bir takım önlemler alın (el yıkamak, ortak havlu ve önlük kullanmamak). Birçok reçetesiz sinüs ilacı satılmaktadır ancak uygun bir tanı koyulmadan bunları kullanmak doğru değildir. En iyisi sizi muayene eden ve sizin şikayetlerinizi bilen doktorunuzun verdiği ilaçları kullanmaktır

    *

    Strep iltihabı
    Ağrıyan ve kaşınan bir boğaz, çoğunlukla hastalanmakta olduğunuzun ilk işaretidir. Aslında, bu durum çoğu insanın doktora gitmesine sebep olan en yaygın nedendir. Soğuk algınlığı ya da nezleyle birlikte ortaya çıkanlar gibi, çoğu boğaz ağrısı, viral enfeksiyonlar nedeniyle meydana gelmiştir ve genellikle bir kaç gün içinde kendiliğinden iyileşir.

    Boğaz ağrılarının sadece küçük bir kısmı strep iltihabının sonucudur. Ama bu bakteriyel boğaz enfeksiyonunu tanımlamak, bir kaç nedenden dolayı oldukça önemlidir. Boğaz ağrılarının diğer sebeplerinden farklı olarak, strep iltihabı tedavi edilebilir. Strep iltihabına neden olan bakteri antibiyotiklere derhal cevap verir ve tedavi enfeksiyonun başkalarına bulaşmasına engel olur. Eğer tedavi edilmezse, strep iltihabı enfeksiyonları bazen romatizma ateşi gibi komplikasyonlara neden olabilir. Bu ciddi hastalık, ağrı yapan, iltihaplı eklemlere ve kurdeşene, ve hatta kalp kapakçığı hasarlarına bile neden olabilir.

    Strep iltihabı 5 ila 15 yaş arasındaki çocuklarda daha yaygındır, ama her yaştan insanı da etkiler. Çok ağrıyan bir boğaza ilave olarak, belirtiler tipik bir şekilde ateş ve şişmiş lenf bezlerini de içerir. Daha küçük çocuklar ayrıca karın ağrısından da yakınabilirler. Eğer siz ya da çocuğunuzda strep iltihabı belirtileri varsa, doktorunuza başvurun. Hızlı bir test çoğu vakada strep iltihabını teşhis edebilir, böylece tedaviye de derhal başlanabilir

    *

    Şark Çıbanı
    Yıl çıbanı, Halep çıbanı, Bağdat çıbanı, Diyarbakır çıbanı, Antep çıbanı gibi adlarla da anılan ve dünyâda belirli iklim bölgelerinde görülen bir hastalık. Akdeniz ve Ortadoğu’da sık olan Şark çıbanına yurdumuzda da Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde oldukça çok rastlanmasına rağmen Orta Anadolu’da tek tük bulunmaktadır.

    Hastalığın âmili “leishmania tropica” adlı bir parazittir. Doğrudan doğruya veya phlebotomus (tatarcık) denilen ara hayvanları vâsıtasıyla bulaşır. Karasineklerin de bulaştırmada rolleri olduğu kabul edilir. Milletlerarası tıp dilinde cilt leishmaniasis’i olarak bilinir.

    Parazit, vücûda girdikten 15 gün ilâ 16 ay sonra girdiği yerde birkaç milimetre çapında pembe bir leke meydana getirir. Gün geçtikçe daha da belirgin hâle gelen leke 5. günde sertleşir ve kabarık bir hâl alır. Zamanla rengi koyulaşır, kararır. Hastalık bu şekilde bir yıl kadar devam ettikten sonra iz bırakarak kaybolabildiği gibi bâzan da açılarak yara hâlini alabilir. Yaranın kabuğu kaldırıldığında altında birtakım çıkıntılar görülür ki, buna “çivi belirtisi” denir. Böyle durumlarda da hastalık birkaç yıl sonra iz bırakarak iyileşir. Ancak, vücut mukâvemetinin çok kırıldığı durumlarda yıllarca sürebilir. Hastalık alın, burun, çene, yanaklar, boyun ve kol gibi açık bölgelerde daha çok yerleşir. Bir defâ geçiren hayat boyu bir daha geçirmez.

    Tedâvisinde, yara içine emetin, atebrin şırıngaları faydalı olup, ilk defâ Hulusi Behçet tarafından uygulanmıştır. Antimon bileşikleri, Amfoterisin B, Neostibosan gibi ilâçların damar veya kas yoluyla vücûda verilmesi de oldukça faydalıdır. Antibiyotik ve Sulfonamidler yara yerine yerleşen bakteri infeksiyonlarının tedâvisinde kullanılır. Yara kabukları temizlenmeli, pansuman edilmeli ve temiz gazlı bezle kapatılmalıdır.

    Korunma: Korunmada en önemli husus tatarcık sinekleriyle savaşmaktır. Hastalığın çok görüldüğü yerlerde, çıbanın yüzde çıkmasını önlemek için bilhassa kız çocuklarında, çıbanlı birinin yarasından alınan sıvının vücûdun görülmeyen bir yerinde aşılanması eskiden yapılan bir âdetti. Çevre sağlığı ve tıbbî tedâvi kuruluşlarının yaygınlaşmasıyla bu uygulamalar artık yapılmamaktadır

    *

    Tonsilit (Bademcik iltihabı)
    Tonsil adı verilen bademciklerin, bakteriler ve daha seyrek olarak da virüsler tarafından oluşturulmuş iltihabına tonsillit denir.

    Belirti olarak yutma sırasında duyulan ve kulak ağrısı ile karışan şiddetli ağrı vardır. Bu ağrı küçük çocuklarda yemek yemeyi red etme olarak kendini belli eder. Ağrının yanı sıra yüksek ateş, halsizlik , baş ağrısı ve kusma sık görülen belirtilerdir.

    Tedavi Şekilleri

    Viral tonsillitlerde belirtileri yok etmeye yönelik tedavi uygulanırken bakteri kaynaklı olduğu düşünülen tonsillitlerde istirahat ve destekleyici tedavinin yanı sıra antibiyotik kullanılır.

    Kime Başvurmalı

    Tonsillit tedavisi için uygun tedavi rejimini bir Kulak Burun Boğaz uzmanı, Çocuk Hastalıkları uzmanı veya İç Hastalıkları uzmanı hekim belirleyebilecektir.



      Yorumlar

     
    Orgazm ile İlgili Yanlışlar


    İdrar Yolu Enfeksiyonları (sistit)


    Islama Köfte(Adapazarı Köftesi)


    Bilmek


    Milletler Arası Telefon Kodları


    Iraklı çocuk


    Yaşla Geldim


    Uzak durma


    Msn Hataları, Hata kodları


    Msn de arkaplan değiştirmek


    Cinsellik |  Diziler |  Filmler |  Fıkralar |  Güzel Sözler |  Haberler |  Hikayeler |  Msn Messenger |  Oyunlar |  Programlar |  Resimler |  Rüya Tabirleri |  Sağlık |  Script Hakkında |  Videolar |  Yemek Tarifleri |  Şarkı Sözleri |  Şiirler

    Copyright © 2008 Tüm Hakları Saklıdır EaGLeS iletişim msn eagles@sohbetik.com

    Haberler HaberKral Oyun varto sohbet sohbet çet çet