|
|
 |
 |
Okunma |
|
301 |
Andropoz Kadınlardaki menopoz gibi erkekte de belli bir yaştan sonra hormon seviyelerinde bir değişiklik meydana gelmektedir. 45-50 yaşından itibaren erkeklik hormonu olan testosteron yanında böbreküstü bezinden salgılanan aynı yapıdaki hormonlar devamlı bir düşüş gösteriyorlar, ama hiç bir zaman bu seviye, ileri yaşta bile, sıfır olmuyor.
"Andropoz "olarak da adlandırılan bu durum, cinsel fonksiyonun gerilemesi yanında, cinsel arzu ve zihinsel fonksiyonlarda da düşmeye neden oluyor. Ayrıca yorgunluk hali ve uyku problemleri duygusal değişiklikler, iktidarsızlık, depresyon, cinsel güç azalması, osteoporoz, meni kalitesi ve kaslarda olumsuz etkiler, yine erkeklik/androjen hormonlarının eksikliği, vücut yapısı değişikliğine sebep olarak bilhassa karında 10-15 kg yağ tutulmasına yol açıyor.
Ortalama yaşam süresi uzadığı için yaşlanmaya bağlı sorunların artacağı ve andropoza bağlı problemlerin artması, geliştirilen tedavi yöntemleri dikkat çekiyor.
Türkiye de 40 ile 70 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 52 sinde cinsel performansta ve istekte azalma olduğu, ancak doktor başvurusunun azlığına bağlı bu rakamların gerçeğin oldukça altında kaldığı tahmin edilmektedir.
Tüm bu bulguları özetlersek erkeklerde ilerleyen yaşa bağlı görülen fiziksel ve zihinsel değişikliklerin, androjen hormonlarının azalmasıyla birlikte bir klinik tabloya dönüşmesidir.
Bu klinik tablo şu belirtileri içerir:
1. Seksüel fonksiyon ve istek azalması, özellikle sabah ereksiyonlarının kalitesinde düşme, 2. Entelektüel kapasitede azalma, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, kızgınlık ve depresyon, 3. Kas kitlesinde ve gücünde belirgin azalma, 4. Kemik mineral yoğunluğunda azalma (osteoporoz), 5. Organ yağlanmasında artış.
Andropoz terimi yaygın kullanımına rağmen çok doğru bir tanımlama değildir. Kadınlarda menopozla birlikte üreme özellikleri tamamen ve akut olarak bitmesine karşın, erkeklerde üreme kapasitesi ilerleyen yaşa rağmen devam edebilir. Bu bağlamda "yaşlanan erkeklerde androjen eksikliği andropoz a göre daha doğru bir tanımdır.
39- 70 yaşları arasındaki erkeklerde, serum serbest testosteron seviyelerinin yılda yaklaşık %.1.2 oranında düştüğü gösterilmiştir.
65 yaş üstü erkeklerin yaklaşık %25-50 sinde biyo-yararlanılabilir testosteron düzeylerinde düşüş gerçekleşmekte ve androjen replasman (eksik hormonun yerine dışarıdan yapay olanı verme) tedavisi gerektirecek belirtiler ortaya çıkmaktadır. Elbette yaştan bağımsız olarak, genetik bozukluklar, şişmanlık, çeşitli hormonal dengesizlikler (büyüme hormonu, tiroid hormonları, insülin), alkol, stres ve kronik hastalıklar da kan testosteron düzeylerinde düşmeye sebep olabilmektedir
*
Balanit Balanit, glans (penis başı) veya penis ucunun iltihaplanmasıdır. Oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır. Sünnet olmamış erkeklerde, özellikle sünnet derisinin daralması nedeniyle kolaylıkla geriye çekilemediği durumlarda, sünnet olmuş erkeklere kıyasla daha fazla görülür.
Belirtiler : Penisin ucunda kızarıklık ve tahriş.
Balanitin birçok çeşidi vardır. Nedenlerinden bazıları; böbrek yolları enfeksiyonu, penise sürtünen kumaşın tahrişi veya kumaşın temizlenmesi ya da yapımında kullanılan kimyasal maddeler ve doğum kontrol kremlerine reaksiyon, olabilir. Şeker hastası erkeklerde, idrarda fazla şeker bulunması nedeniyle, balanitis çok sık görülür. Mantar enfeksiyonu da sık rastlanan bir sebeptir.
Teşhis
Penisteki tahriş bir iki gün içinde geçmezse doktorunuza veya bir üroloğa danışmak gereklidir. Doktor penisi inceleyerek ve daha ciddi enfeksiyon ihtimalinin olup olmadığını anlamak için testler yapacaktır. Balanit teşhisi konursa da, şeker hastalığı ihtimalini gözönünde tutarak idrar testi uygulayacaktır.
Tedavi
Balanit tedavisinin temeli temizliktir. Sünnet derisi kolaylıkla geri çekilemeyen bir erkekte balanit in iyileşmesi ve önlenebilmesi için sünnet yapmak gerekebilir. Bakteri ve mantar enfeksiyonlarını iyileştirmek için antibiyotikler ve mantar ilaçları kullanılır
*
Couvade Sendromu COUVADE SENDROMU: ERKEKLERDE GEBELİK BELİRTİLERİ Couvade Sendromu na yakalanan erkekler, eşleri hamile kaldıktan kısa bir süre sonra gebelik semptomları yaşıyor.
Couvade Sendromu denilen hastalık, eşleri gebe kalan erkeklerin kısa bir süre sonra gebelik semptomları yaşaması anlamına geliyor. Bu semptomlar arasında mide, bağırsak sistemi rahatsızlıkları, karın büyümesi, iştahta değişme, kokuya hassasiyet, sırt ağrıları, bacak krampları, halsizlik, uyku yakınmaları, diş ağrısı, deride isilik, bayılma ve kilo alma yer alıyor. Couvade Sendromu yaşayan baba adaylarına yaşadıkları bu semptomların hastalıktan daha çok ebeveynlik konusundaki yetersiz bilgilenmelerinden kaynaklandığının açıklanması gerekiyor. Uzmanlar, bu sendromu yaşayan baba adayının kaygıları ile başa çıkamaması durumunda, destekleyici psikoterapi tedavisi görmesi konusunda uyarıyorlar.
Semptomlar, gebeliğin ilk üç ayının sonunda başlayıp, ikinci üç ayında artarak ve doğum gerçekleşene kadar sürüyor. Uzmanların 267 çift üzerinde yaptıkları çalışmada, erkeklerin yüzde 22.5 inin Couvade Sendromu yaşadıkları belirlendi. Ayrıca Couvade Sendromu yaşayan ve yaşamayan erkekler arasında davranışsal olarak anlamlı farklar bulundu. Gebelik öncesi, gebelik esnası ve sonrasında yapılan ziyaretlerde, Couvade Sendromu yaşamayan erkeklerde sabit bir düzey bulunmasına rağmen, sendromu yaşayan erkeklerde her ziyarette semptomların iki kat arttığı gözlendi.
Türkiye de 2002 yılında 150 çift üzerinde yapılan araştırmalarda ise eşlerinin gebelikleri sırasında baba adaylarının yarısından fazlasının endişe hali yaşadıkları, yaklaşık üçte birinin kendisini normalden daha iyi hissettikleri, bunlar içerisinde, yüzde 28 inin yorgunluk ve çabuk yorulma, yüzde 26 sının diş ya da diş eti ağrısı, yüzde 23 ünün sık idrada çıkma, yüzde 20 sinin normalden daha az aktif oldukları saptandı.
Uzmanlar baba adayı olmayı bekleyenlerde yaşanan semptomların, hamileliğe hissi olarak katılmaya, önceki çocuk sayısına, dini inanca, yaşadıkları strese ve hamilelik döneminden önceki sağlık durumlarına bağlı olarak ortaya çıkacağını belirtti
*
Epididimit Her bir testisin gerisinde spermleri sperm kanallarına taşıyan kıvrımlı bir boru bulunur. Bu boruya epididim denir. Epididimit bu borunun iltihaplanmasıdır. Dokunulduğunda şişen bölgenin sıcak ve sosis gibi gergin olduğu hissedilir. Epididimit e genellikle bakteriler neden olur. Bazen bakteriler olmaksızın, bilinmeyen nedenlerden de ortaya çıkabilir.
Belirtiler
- Skrotumda genellikle şiddetli ve birkaç saat veya gün içinde yavaş yavaş artan ağrı;
- Ateş;
- şişme.
Teşhis
Testislerde birkaç saat içinde yavaş yavaş artan ağrı, ateş de varsa epididimiti akla getirir. Genellikle tek testis etkilenmiştir. Doktor enfeksiyonu meydana getiren organizmaları saptayabilmek için, idrar ve prostat bezi salgısı alabilir.
Epididimit genellikle cinsel organlara bir zarar vermeden ilaçla tedavi edilebilen akut bir rahatsızlıktır. Çok daha ender olarak ortaya çıkan kronik epididimit, iyileşebilmek için cerrahi müdahaleyi gerektirebilir.
İlaç Tedavisi
Bakteri kökenli epididimiti geçirmek için genellikle antibiyotikler kullanılır. Aynı bakterinin bulaşmış olma ihtimaline karşı eşin de tedavisi gerekli olabilir.
Diğer Tedaviler
Epididimit in tedavisi için ayrıca, yatak istirahati, skrotuma buz torbası koymak, skrotu mu kaldırmak ve
*
Erkeklerde orta yaş krizi Doğmak ve büyümek kadar doğal bir süreç olan yaş dönümünü en az hasarla atlatmak içinse, anlayışlı olmak gerek.
Hanımlar, kocanızdaki değişimler sizi korkutmasın. Ona destek olun ve sorunu birlikte çözün Yakada ruj lekesi, cekette saç teli. Aşırı para harcamak ve yeni bir spor araba almak. Bu sıkıntının adı orta yaş krizi ve evliliğinizin devamı için yapacağınız çok şey var.
ONU CİDDİYE ALIN Eskiden işinden memnundu ve mutlu gözüküyordu. Fakat birdenbire hayatının ne kadar sıkıcı olduğundan bahsetmeye başladı. Bunun iki nedeni olabilir. Birincisi, orta yaş sendromuna girmiştir. Ya da şimdiye kadar istediği her şeyi başarmıştır. Uzmanlara göre erkeklerin bu durumlarını ciddiye almak gerekir. Onları dinlemeli ve dertlerini paylaşmak en doğru harekettir.
İHANET İHTİMALİ Son zamanlarda onu dışarıda gördüğü her kadına bakarken mi yakalıyorsunuz? Evi yabancı kadınlar mı arıyor? Bu soruların cevabı evet"se o zaman sizi aldatma ihtimali büyük. Uzmanlara göre orta yaşlarını yaşayan erkekler etrafa alıcı gözle bakarlar.
ARABA TUTKUSU Eşiniz son zamanlarda kariyeriyle yakından ilgilenmiyor ve parasını istediği gibi harcamaya başladı. Örneğin her zaman hayalini kurduğu spor arabayı almaya karar verdi. Bu kesinlikle bir orta yaş krizidir. Fakat bu sorunun çözümü diğerlerine göre daha kolaydır.
AYNALARA BAĞLI Hayatınızdaki erkeğe son günlerde birşey oldu. Artık onu tanıyamıyorsunuz. Görünüşü o kadar değişti ki! Eğer aynanın önünden ayrılmıyor ve kendine sürekli farklı kıyafetler satın alıyorsa bu da orta yaş krizine girdiğinin güçlü bir göstergesidir. Eğer dış görünüşüyle ilgili size de danışıyorsa, kendini iyi hissetmesini sağlayabilirsiniz. Ama eğer size karşı kibirliyse, başka bir kadın olabilir.
İLGİSİZ KALMAYIN Artık sizinle sürekli birlikte vakit geçirmek istemiyor. Hatta seks hayatınız bile eskisi gibi değil. Onda meydana gelen büyük değişikliklere ilgisiz kalmayın ve sürekli onunla konuşun. Uzmanlar orta yaş krizindeki erkeklerle iletişim kurmanın, evliliği sağlam tutan en büyük faktör olduğunu düşünüyor.
*
Hidrosel Hidrosel terimi Yunanca hydro: su, ve cele: tümör kelimelerinden gelir. Testiste hidrosel, testisi saran kılıfta sıvı toplanmasıyla oluşur. Normal olarak kılıfta sadece testisi kayganlaştıracak kadar sıvı bulunur. Bu miktarın artmasının nedeni, vücudun ya çok fazla sıvı üretmesi veya yeterince sıvıyı emmemesidir.
Belirtiler : Skrotumda yumuşak, genellikle ağrısız şişkinlik.
Hidroseller skrotumda çok görülen kitlelerdendir, tek veya her iki testisde de görülebilir. Her yaşta görülebilirse de yaşlı erkeklerde daha yaygındır.
Teşhis Hidroseli tümör veya diğer şişliklerden ayrılabilmek için doktor, şiş bölgeyi dikkatle inceler ve büyük ihtimalle skrotuma bir ışık tutar. şişkinlik sebebi hidrosel ise ışığı geçirir. Ağrısız bir ultrasonografi muayenesi de uygulanabilir.
Hidrosel tehlikeli değildir. Skrotumun çok şişmesi nedeniyle fazla rahatsızlık vermiyorsa, tedavi gerektirmez.
Tedavi-Ameliyat Hidrosel tedavi gerektiriyorsa, ameliyat gereklidir. Sıvı bir iğne ve şırınga ile de çekilebilir (aspire etmek). Bu yöntem çok basittir, ama sıvı yeniden birikeceği için çok ender uygulanır. Ayrıca iğne ile boşaltma, enfeksiyon bulaştırmak tehlikesi nedeniyle risklidir. Aspirasyon sadece, ameliyatın tehlike oluşturduğu hastalara uygulanır
*
Hipospadiyas Halk dilinde peygamber sünneti veya yarım sünnet...
Peygamber sünneti ya da yarım sünnet olarak da bilinen hipospadiyas erkek çocuklarda görülen doğumsal bir anormalliktir. Bu çocuklar ameliyat öncesinde asla sünnet ettirilmemelidir. Hipospadyasın tedavisi cerrahidir. İdeal tedavi yaşı 6 ay ile 1 yaş arasıdır, geciktirilmemelidir.
Erkek çocuklarda cinsel organlarının ucunda olması gereken dış idrar deliğinin, penisin alt yüzeyinde bir yere açılması şeklindeki anormalliğin ismi tıp dilinde hipospadyastır. Böyle çocuklar adeta yarım sünnet olmuş gibi doğarlar, dikkatle bakıldığında idrarlarını bacaklarına doğru ve penisin altından yaptıkları farkedilir. En uçta deliğe benzer bir görünüm olsa bile burası kördür ve idrar buradan gelmez.
Hipospadyas, oldukça sık rastlanan bir doğumsal anormalliktir. Ortalama 150 erkek çocuktan birisinde bulunur. Ailevi geçiş vardır ve hipospadyaslı babaların çocuklarında görülme riski fazladır.
Peygamber sünnetli veya yarım sünnetli çocuklar
Halk arasında peygamber sünnetli veya yarım sünnetli deyimleri hipospadyaslı çocuklar için kullanılır. Gerçekten böyle çocuklarda hem idrar deliği uçta olmaz, hem de alt yüzde sünnet derisi olmaz. Sünnet derisi penisin sırtında yarım olarak yaratılmıştır ve penisin baş kısmını örtmez. Peygamber sözcüğü elbette olumlu bir ifade taşıdığı için, bu durumun bir lütuf olduğu düşünülmemelidir.
Böyle çocuklarda sünnet derisi adeta bir horoz ibiği gibi penisin sırtında toplanmıştır. Peygamber sünneti deyimi olumlu izlenim bıraksa da, bu durum bir lütuf değil tam tersine hipospadyas anomalisinin bir parçasıdır. Pratik olarak her hipospadyaslı çocuk aynı zamanda yarım sünnetlidir.
Nasıl farkedilir?
Dikkatli anne-babalar sünnet derisinin yarım şeklini farkederler ve bu durumun anormal olduğunu düşünerek çocuk hekimlerine başvururlar.
Bazen idrarın uçtan fışkırmadığını, altta bir delikten yapıldığını farkederler. İdrarın yapıldığı delik çoğunlukla uca yakın olsa da bazı çocuklarda hatalı delik torbaların arasında veya anüsün önünde bile olabilir. Böyle çocuklar çişlerini aynı kız çocukları gibi yapabilirler.
Hatalı idrar deliği olması gereken yerden, yani penisin ucundan ne kadar uzaktaysa anormallik o denli ağır olur. Bazen de cinsel organdaki eğrilik anne-babaların dikkatini çeker.
Çocuk sahibi olabilirler mi?
Yanlış tedaviler uygulanmazsa hipospadyaslı çocuklar da ileri de çocuk sahibi olabilirler. Özellikle eğriliğin tam düzeltilmesi, hem çocuk sahibi olma yönünden hem de cinsel münasebette sorun olmaması yönünden çok önemlidir. Ancak zamanında ve modern cerrahi tedaviler ile yapılan müdahale ile bu sorunlara karşı tam düzelme sağlar.
Diğer sorunlar neler?
Hipospadyaslı çocukların yüzde 10 kadarında hatalı delik dar olur. Böyle vakalar incecik işerler ve çişlerini bitirmeleri uzun zaman alır. Tedavi edilmezse bu darlık nedeni ile böbrekler bozulabilir. Ayrıca hipaspadyaslı çocuklar bu olayı farkettiklerinde ciddi psikolojik rahatsızlıklar gelişebilmektedir.
İdeal tedavi yaşı nedir?
İdeal ameliyat yaşı 6 aylık ile 1,5 yaş arasıdır. Bu yaştaki çocuklarda hem ameliyat, hem ameliyat sonrası bakım büyüklere oranla çok daha kolaydır. Ayrıca bu yaşlarda ameliyat edilerek tedavi olan hastalar ileride başlarından böyle bir olay geçtiğini de hatırlamazlar. Bu da önemli bir avantajdır. Bu yaşları kaçırmış olan çocuklarda ise daha fazla bekletmeden bir an önce ameliyat yapılmalıdır. Üst yaş sınırı yoktur.
Hipospadyas ameliyatının hedefleri
Cerrahi tedavideki ana hedefler 4 tanedir:
Eğriliği tamamen düzeltilmiş, özellikle sertleşme olduğunda tam düz bir penis.
Pipinin tam ucundan karşıya doğru fışkırtarak işeyebilme.
Dış görünüm olarak sünnetli bir çocuk görünümünü elde etme.
Böyle bir anormalliğin olduğunun farkına varmadan küçük yaşta tedavi.
Asla sünnet yapılmamalı!
Bu çocukların ameliyatlarında yarım sünnet derisi çok işe yarar. Öncesinde bu çocuklar asla sünnet ettirilmemelidirler. Ameliyatın bitiminde zaten sünnet de olmuş olurlar.
Ameliyatı çok mu zor?
Ameliyat, hayati risk taşımasa da son derece hassas ve ince bir iştir. Büyüteçli gözlüklerle, özel iplikler kullanılarak bu işte uzmanlaşmış çocuk cerrahisi veya çocuk ürolojisi uzmanlarınca yapılmalıdır. Tecrübenin rolü o denli önemlidir ki, yurt dışında işlerinin büyük bir bölümü sadece bu ameliyatları yapmak olan hipospadyologlar vardır. Tecrübeli ellerde genellikle tek ameliyatla netice almak ve düzgün görünümlü penisler elde etmek mümkündür. Çok nadir olarak ikinci ameliyat gerekir. Ameliyat esnasında, eğrilik varsa düzeltildikten sonra çoğunlukla sünnet derisi kullanılarak idrar borusu uca kadar uzatılır. Çocuk böylece sünnet de olmuş olur.
Ameliyatın kendisi gibi, ameliyat sonrası bakımın da birçok incelikle dolu olduğu unutulmamalıdır. Uygun modern yöntemlerle yapılan ameliyat sonrası da, ameliyat kadar rahat ve başarılı geçebilir. Hastalar genellikle bir gece hastanede tutulduktan sonra evlerine yollanılır. Yaklaşık 10 gün içinde ameliyatın başarısı anlaşılır
*
İnmemiş testis Doğumdan önce testisler erkek bebeğin karnında gelişir. Genellikle skrotum içindeki yerlerine doğumdan bir ay önce inerler. Erkek bebeklerin küçük bir yüzdesi bir veya her iki testisi skrotuma inmemiş olarak doğar.
Belirtiler : Skrotum içinde iki yerine tek testis bulunması.
Bu bebeklerin çoğunda testisler, birkaç yıl içinde hiçbir tıbbi müdahale olmaksızın, kendiliklerinden skrotumun içine inerler. Bazı yakalarda ise ilaç veya ameliyat gerekebilir. 5 yaşına kadar inmemiş olan testis ilerideki hayatında kısır hale gelir.
Teşhis için geniş bir çalışma gerektiren, daha az rastlanan bir takım nedenler de olabilir. Bazen her iki tesis de aşağıda olduğu halde biri diğerinden daha küçüktür.
Teşhis
Doktor, skrotumu muayene ederek, testisin eksikliğini veya iyi gelişmemiş olduğunu anlayabilir. Durumu düzeltmek için gerekenleri yapmadan önce başka testler de gerekebilir.
Bir testisin eksikliği önemli değildir. Bebeklerde veya küçük çocuklarda sorun ya kendi kendine düzelir ya da tıbbi müdahale ile çözülür. Ancak 5 yaşından sonra bu durum kısırlığa yol açabilir. İnmemiş bir testis, kendisi de inse, ameliyatla da düzeltilmiş olsa, normal bir testise kıyasla kanser olmaya daha yatkındır.
İlaç Tedavisi
İnmemiş bir testisi skrotum içine indirebilmek için çoğunlukla hormon verilir.
Ameliyat
Hayatın başlangıcında inmemiş ve hormonlara da cevap vermeyen testisler, gelecekte kısırlık sorunuyla karşılaşmamak ve testis kanserine yatkınlığı azaltmak için ameliyat edilirler. Bunun için en uygun zaman 1-1.5 yaştır
*
Kalp krizi KALBİNİZİ TANIYIN Kalp krizinin belirtileri, tedavisi ve alınması gereken önlemlerin bilinmesi, kalp krizi için en iyi bakımın elde edilmesini sağlar.
Kalbiniz arabanızın motoruna benzer. Bir kas pompası olan kalbiniz günde yaklaşık 100 000 kez genişler ve kasılır ('çarpar'); vücudunuzun çalışması için yaklaşık 1000 litre kanın dolaşmasını sağlar.
Kalbin çalışmasına müdahale eden her şeyin hemen fark edilmesi ve geriye dönüşü olmayan olası hasarları önlemek için tedavi edilmesi gerekir. Gelişmiş ülkelerde kalp hastalığı birinci sıradaki ölüm nedenidir ve en belirgin belirtisi kalp krizidir.
ABD'de her yıl yaklaşık 1.5 milyon kişi kalp krizi geçirmektedir. Kalp krizi geçirenlerin üçte bir kadarı ilk 20 günde, %3-%12'si de bir yıl içinde yaşamlarını yitirmektedir. Kalp krizi geçirenlerin yalnızca %30'u krizden sonra 10 yıl yaşayabilmektedir.
KALP KRİZİ
BELİRTİLER: Başlıca belirti göğsünüzde hissedeceğiniz kuvvetli bir sıkışma duygusudur.Bazı kişiler bunu kalbin sanki yumularak sıkışma şeklinde tarif ederler.Ağrı anjina ağrısı gibidir.Ancak nitrogliserine az cevap verir veya hiç vermez.
Kalp krizi birkaç anjina krizini takiben ortaya çıkabilir veya hiçbir şey yokken aniden meydana gelebilirler.Bununla birlikte egzersiz veya stress ortadan kalksa bile ağrı kesilmez. Ayrıca ağrı değişmez veya gidip gelmeli bir tarzda olabilir.
Ağrı gerginlik şeklinde bir rahatsızlık olabileceği gibi bazen de bir filin göğüs bölgesini ezmesi gibi bir duyu şeklini alabilir.Bazen ağrı özel durumlara da uymaz,bunlar özellikle yaşlı kişilerde şeker hastalığı olan kişilerdir.Böyle kişilerde göğüste veya üst karın bölgesinde herhangi bir uzun süreli ağrı belirleyici işaret olarak ortaya çıkabilir.Bu durumda fazla tıbbi dikkat gerekir.Bu ağrının hazımsızlık ağrısı olarak nitelendirilmesi gerekir.
Bazı kişilerde kalp krizinin esas belirtisi nefes alıp vermede ani olarak başlayan güçlüktür. Bu göğüs ağrısıyla birlikte olabilir veya olmayabilir.Aşağı yukarı vakaların %10’unda kalp krizinin tek belirtisi ani bayılma nöbetleridir. Şeker hastalığı olan yaşlı kişilerde ağrı veya diğer belirtiler olmaksızın alışılmışın dışında bir kalp krizi meydana gelebilir.Bu sessiz kalp krizleri kalp içinde elektrokardiyogram vasıtasıyla elektrik impulslarının geçirilmesi sonucunda elde edilecek verimlerle ortaya çıkabilir.
KALP KRİZİ SIRASINDA NE OLUR: • Kalp krizi, kalbi besleyen koroner atardamarların kalp kasının beslenmesini ciddi ölçüde azaltacak ya da engelleyecek kadar daralmasına ya da tıkanmasına bağlı olarak kalp kasının bir bölümünün hasara uğraması ya da ölmesiyle (miyokard enfarktüsü) ortaya çıkar. • Kalbi besleyen koroner kan damarlarındaki tıkanma, damar çeperlerinde plak oluşmasına ('damar sertliği', ateroskleroz) ya da pıhtı oluşmasına (koroner tromboz) bağlı olabilir. Yineleyen kalp ağrısı ise kalbin oksijensiz kalmasıyla ilişkili olabilir (angina pektoris).
TEDAVİ SEÇENEKLERİ • İlk tedavi önlemleri oksijen, nitrogliserin, düşük doz aspirin ya da ağrı tedavisi olabilir. Kalpteki ritim bozukluklarını giderici antiaritmik ilaçlar ve kalp kasındaki hasarın ilerlemesini önlemek için beta-blokerler verilebilir. • Hasta krizden sonraki ilk birkaç saat içinde hastaneye yatırılırsa pıhtıları eritmek için trombolitik ilaçlar verilebilir. Ayrıca anjiyo-plasti (daralan kalp damarlarının genişletilmesi) ya da koroner arter köprüleme (baypas) ameliyatı yapılabilir.
Kalp Krizleri Önlenebilir... Her yıl ülkemizde onbinlerce insan kalp krizi geçirerek kaybediliyor. Bu ölümlerden pek çoğu hayatın en verimli çağında geliyor. Bilimsel çalışmalar belirli koşulların ve yaşam biçimlerinin kalp krizi tehlikesini arttırdığını, bu koşullar değiştirilirse kalp krizlerinin de azaltılıp önlenebileceğini ortaya koyuyor. Belirli sağlık önlemlerine dikkat edilir ve sağlık içinde yaşamanın gerekleri alışkanlık haline getirilirse aile içinde büyük, küçük herkesin bundan yararlanacağı tabiidir. Özellikle çocuklara erken yaşlardan itibaren sağlıklı beslenme ve yaşama alışkanlıklarının kazandırılması onlara uzun ve sağlıklı bir ömür hazırlayacaktır.
1.SİGARA İÇMEYİNİZ Sigara içmeyenlerde kalp krizine rastlanması olasılığı sigara içenlere oranla önemli ölçüde azdır. Sigara içmiş olupta bırakanlarda da kalp krizi ihtimali gittikçe azalarak zamanla hiç sigara içmemiş olanların durumuna yaklaşır. Sigarayı bırakarak çocuklarınız için de örnek olunuz. Siz sigara içmezseniz onların da sigaraya başlaması olasılığı azalır.
2.YÜKSEK TANSİYONUNUZ VARSA, TEDAVİ EDİLMELİSİNİZ Yüksek tansiyon farkedilmez ve gereği gibi tedavi edilmezse kalp krizi, felç ve böbrek yetersizliği (üremi ) gibi öldürücü hastalıkların gelişmesi tehlikesi çok yüksektir. Yüksek tansiyonu normale düşürmek ve normal düzeyde devamını sağlamak mümkündür. Bunun için yemekler ve içeceklerle alınan sodyum miktarını azaltmak gerekir.En çok sodyum içeren madde sofra tuzudur. Yüksek tansiyonu olan bir kimse ilaçla tedavi görüyor olsa bile aldığı tuz miktarını azaltmalı, mutat olarak aldığı miktarın en çok üçte birine indirmelidir. Sodyum içeren sodalardan ve karbonat kullanımından vazgeçmelidir. Kilo fazlası varsa kendisi için normal olan ağırlığa düşmeli ve streslerden olabildiğince kaçınmalıdır. Bir çok kimsede sadece bu önlemlerle tansiyon önemli ölçüde düşürülebilir. Fakat pek çok hastada ayrıca ilaç tedevisi gerekir. Bu durumda hekimin vereceği ilacı yine hekim kesmedikçe veya değiştirmedikçe aksatmadan kullanılmalı ve ayrıca yukarıdaki önlemlere uyulmalıdır. Yüksek tansiyonu olan bir kimsenin eğer içiyorsa sigarayı bırakması herkesten daha fazla önem taşır.
3.YEMEKLERDE ALINAN KATI YAĞLAR VE KOLESTROL MİKTARI AZALTILMALIDIR Damar sertliği ve buna bağlı hastalıkların gelişmesinde, yemeklerle alınan katı yağların ve yağsı bir madde olan kolesterolün rolü çok büyüktür. Katı yağlar deyince oda sıcaklığında sıvı halde bulunmayan anlaşılmalıdır. Bunlara tıp dilinde doymuş yağlar da denilmektedir. Tereyağy katı yağlara iyi bir örnektir. Kırmızı et denilen koyun, kuzu, ve sığır etleri katı yağlar içerir. Tavuk etinin derisi ve beyaz olmayan bölümleri de katı yağdan zengindir. Sütte ve sütten yapılan yiyeceklerde değişen miktarda katı yağ bulunur. Bazı yiyecekler de çok miktarda kolesterol içerirler:
Yumurta sarısı, beyin, böbrekler, karaciğer gibi. Bu yiyecekler kandaki kolesterol miktarlarının artmasına yol açar. Yüksek kolesterol ise damar sertliği ve kalp krizi riskini arttıran önemli etkenlerden biridir.
Öte yandan “doymamış yağ “ denilen ve oda sıcaklığında sıvı halde bulunan ayçiçeği yağı, mısırözü yağı, haşhaş yağı gibi yağlar kandaki kolesterol miktarlarını azaltırlar. Zeytinyağı da bir doymamış yağ türüdür.
Katı yağlar yerine doymamış (sıvı) yağların kullanılması ve kolesterol içerdiği bilinen yiyeceklerden kaçınılması kan kolesterolünü belirli ölçüde düşürmeye devam eder. Bunun için şunlar tavsiye edilebilir:
Tavuk etinin beyazına ve doymamış yağlar içerdiği bilinen balık etine yemeklerinizde daha çok yer veriniz. Kuzu ve koyun eti yerine yağsız dana etini tercih ediniz.
Yemeklerinizi pişirirken, sıcak olarak yenilenler de dahil, sıvı yağları kullanınız. Günlük yağ kullanımınızın yarısı zeytinyağı, yarısı da ayçiçeği veya mısyıözü yağı gibi çok doymamış yağlardan oluşmalıdır. Margarin türü yağlarda oda sıcaklığında katıdırlar ve tereyağı gibidirler.
Yağı alınmış sütü ve böyle sütten yapılmış süt ürünlerini tercih ediniz. En az yağ içeren peynir, çökelek ve sert, yağsız beyaz peynirdir. Kaşar peyniri ve krem peynirler bol miktarda katı yağ ve kolesterol içerirler. Kaymak ise içinde katı yağ ve kolesterolün en fazla bulunduğu besin maddelerinden biridir, çikolatada bol miktarda kolesterol vardır. Bunlardan kaçınılmalıdır.
Bir besin maddesinde kolesterol bulunmaması önemlidir. Fakat katı yağ içeren bir besin, kolesterol içermezse bile kalp hastalığı riskini arttırıcı etkiye sahiptir.
Hekiminiz başka türlüsünü önermiyorsa bir hafta içinde sadece iki veya üç yumurta sarısı ile yetininiz. Öte yandan istatistikler şişmanlığın yaşam süresini önemli ölçüde azalttığını göstermektedir. Kilo fazlanız varsa normal vücut ağırlığına erişmek için hekiminizin yardımını isteyiniz. Çocuklarınız olması gereken kilonun üstünde ise onların da normal vücut ağırlığı içinde büyümelerini sağlamaya çalışınız. Şişman çocukların ileride şişman erişkinler olacağını ve sağlıklı bir diyetin çocuklukta kazanılan alışkanlıklarla daha kolay elde edilebildiğini unutmayınız.
Diyet düzenlemelerinin katlanılması zor katı yasaklar yerine daha ölçülü geliştirilen ve daha devamlı olarak uyulabilen biçimde olması için hekiminizin yardımını isteyiniz. Kalp krizi geçirmiş olan veya kalp krizi için yüksek risk altında bulunan kimselerde yukarıda belirtilenden daha sıkı bir diyet uygulamak gerekebilir.
4.ŞEKER HASTALIĞINA DİKKAT Diyabet de denilen şeker hastalığı, daha çok kilo fazlası bulunan orta yaşlılarda görülür. Hafif olduğu durumlarda bir kimsede yıllarca farkına varılmadan, şikayete yol açmadan bulunabilir. Bu durumda bile şeker hastalığı, kalp hastalığı ve diğer damar bozuklukları tehlikesini önemli ölçüde arttırır. Belirli aralarla yapılacak genel sağlık kontrolleri diyabetin erken dönemde teşhisini, gerektiği gibi tedavisini ve hastanın normal, aktif bir yaşam sürmesini sağlayabilir. Hekimin belirleyeceği ve normal vücut ağırlığını amaçlayan diyet, sigaradan kaçınmak, varsa yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi risk etkenlerinin kontrol ve tedavisi, gelebilecek kalp ve damar bozukluklarını büyük ölçüde önleyebilir.
5.DÜZENLİ EGZERSİZ Bilimsel gözlemler, sakin ve hareketsiz bir günlük yaşam sürdürenlerde kalp krizlerinin yürüme, koşma, bisiklete binme ve yüzme gibi beden faaliyetlerini düzenli bir şekilde yapanlara oranla daha sık görüldüğünü ortaya koymuştur. Yaşınıza ve sağlık durumunuza göre sizin için en uygun egzersiz biçiminin nasıl olacağını hekiminiz size söyleyecektir. Kendinize uygun bir egzersizi düzenli olarak uygulamakla, başka birçok yararları yanında kalp sağlığınızı da koruyacağınızı hatırdan çıkarmayınız.
6.DOĞUM KONTROL HAPLARI Doğum kontrol haplarını kullanan kadınlarda kalp krizi olasılığının bir ölçüde arttığı bilinmektedir. Doğum kontrol hapları, özellikle kilo fazlası veya böbrek hastalığı bulunan veya gebeliği sırasında tansiyonu yükselmiş ya da ailesinde yüksek tansiyon olan kadınlarda tansiyonu yükseltebilir. Doğum kontrol hapları ile aynı zamanda sigara kullanmak özellikle tehlikelidir. Doğum kontrol haplarının 35 yaşından sonra kullanılmaması daha uygundur. Bu hapları hekiminizin tavsiyesi olmadan kullanmayınız.
7.DÜZENLİ SAĞLIK KONTROLLERİ YAPTIRINIZ Yakın akrabalarınız içinde genç veya orta yaşlılıkta kalp hastalığından kaybedilmiş olanlar varsa bu, ailevi bir eğilimin olabileceği anlamına gelebilir; fakat sizin de kalp hastalığına yakalnmanızın kaçınılmaz olduğu demek değildir. Bu durum, yaşam biçiminiz için belirleyici olabilir. Belirli aralarla yaptıracağınız sağlık kontrolleri ile hekiminiz kalp hastalığı riskini azaltacak önlemleri size bildirebilir ve sağlayabilir.
KALBİNİZİN FAZLA YORULMASINI ÖNLEMEK İÇİN UYMANIZ GEREKENLER... Günde üç öğün ve eşit miktarlarda yemek yemelisiniz.Bir öğün de fazla yemeyin, yavaş yiyin, acele etmeyin.
Sizi üzen, sinirlendiren, kızdıran durumlardan, kimselerden ve konulardan kaçınmaya çalışın. Kızgınlık, sinirlenme ve korku kalbinizin fazla çalışmasına yol açar.
Çok soğuk veya sıcak iklimde bulunmaktan kaçının.Yazın dışarıdaki faaliyetleriniz için günün serin zamanını seçin. Sıcak, kalbinizin fazla çalışmasına sebep olur. Çok soğuk veya rüzgarlı bir günde dışarı çıkarsanız ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatın ve soguk havayı içinize çekmeyin.
Faaliyetlerinizi kalbinizin dinlenmesine zaman ayıracak şekilde düzenleyin. Örneğin: Günün veya haftanın işini planlayın. Ağır işleri gün içinde dağıtın ve araya hafif işler koyun.
Faaliyetleriniz arasına zaman koyun. Bütün işlerinizi sabah yapmaya çalışmayın. Bir kısmını öğleden sonra ve akşam yapın, arada dinlenin.
Yorulursanız, her ne yapıyor olursanız olun, 15-20 dakika kadar dinlenin. Örneğin bahçe işlerinin tümünü birden yapmak için kendinizi zorlamayın.
Acele etmemeye çalışın. Günlük işlerinizi planlayın, böylece acele etmeden ve sinirlenmeden bütün işlerinizi tamamlayın. Bir işi kısa sürede tamamlamanız gerektiğini düşünmeyin.
Sabah ve öğleden sonra olmak üzere en az 2 kere 20-30 dakika istirahat edin. Bunun için yatmanız gerekmez, yalnız dinlenin.
Her gece alışık olduğunuz kadar uyuyun. En az 6-8 saat uyumaya çalışın. Bir gece geç saatlere kadar oturup, ertesi gece bunu telafi etmeye çalışmayın. Geç yatacağınız gece gündüz bir süre uyumaya çalışın.
Çalışırken kollarınız omuz düzeyinin üstünde olursa, kalbinizin fazla çalışmasına sebep olur. Pencere silmek, çamaşır asmak gibi işlerden kaçının
*
Orşit Orşit, testislerin iltihaplanmasıdır. Orşitin en çok görülen sebebi muhtemelen kabakulaktır. Ancak, prostat veya epididim enfeksiyonlarına da bağlı olabilir. Orşit pek sık görülmeyen birçok hastalığın yan etkileri arasında olabilir.
Belirtiler
- Skrotumda ağrı;
- Genellikle skrotumun sadece tek tarafında şişlik;
- Skrotumda bir ağırlık hissi.
Teşhis
Doktor skrotumdaki şişliği dikkatle inceleyecektir, çünkü orşitin semptomları, epididimit ve testisleri etkileyen başka şartlarda ortaya çıkan belirtilenle karıştırabilir. Doktor idrar testi ve başka testler de yaparak orşite bağlı olabilecek diğer enfeksiyonları araştırır.
Orşit testislerin birine veya her ikisine zarar vererek kısırlığa ve organların küçülmesine neden olabilir.
İlaç Tedavisi
Bakteri enfeksiyonları ile birlikte ortaya çıkan orşit, genellikle antibiyotiklerle tedavi edilir. Ancak kabakulak gibi viral (virüslerin neden olduğu) enfeksiyonlarla birlikte olduğu zaman, istirahat etmek ve ağrı kesici ilaçlar almak gibi geleneksel yollar izlenir.
*
Penis kanseri Penis kanseri çok enderdir. Genellikle sünnet olmamış ve sünnet derisinin altındaki bölgeyi temiz tutmayan erkeklerde görülür. Ilk safhalarda, genellikle penis ucuna yakın ağrısız küçük oluşumlar ortaya çıkar. Ameliyatla çıkarılıp incelenmeden, bunları alelade zararsız penis siğillerinden ayırmak olanaksızdır. Hapis oluşum geliştikçe ağrı ve kanama olabilir.
Belirtiler
- Penisin genellikle ucunda, sivilce gibi ağrısız bir yara;
- Peniste başka tip ağrısız sivilce veya siğiller.
Teşhis
Penisteki herhangi bir oluşum üroloğa görünmek için yeterli bir nedendir. Doktor muayenede kitlenin çıkarılarak incelenmesi sonucunda kitlenin habis olup olmadığına karar verir. Habis olduğu ortaya çıkarsa, vücudun başka yerlerine dağılıp dağılmadığını anlamak üzere birtakım başka testler yapılarak yayılmayı kontrol altına alabilmek için gerekli en iyi tedaviye karar verilir.
Bütün diğer kanserler gibi penis kanseri de hayatı tehdit edebilir. Ne kadar erken teşhis ve tedavi olursa, iyileşme şansı o kadar yüksektir.
Tedavi - Ameliyat
Habis oluşumla birlikte, penisin küçük bir kısmının da çıkarılması gerekebilir. Penisin büyük bir bölümü çıkarılsa da, cinsel aktivite ve idrar yapmak için yetecek kadarı bırakılabilir.
Diğer Tedaviler
Hastalığın vücudun diğer taraflarına da dağılmasını engellemek veya dağılmayı kontrol altında tutmak için, radyoterapi veya kemoterapi kullanılabilir
*
Peyronie Hastalığı PEYRONIE HASTALIGI (PENIS EGRILMESI) Peyronie hastalığı da denilen (durumu ilk tanımlayan Fransız doktorun adı verilmiştir) penis eğrilmesi çoğunlukla 40-60 yaşındaki erkeklerde görülür. Penisin içinde, boyunca uzanan ve ereksiyon sırasında kanla dolan silindir biçimindeki cisimlerin çevresinde bir yara izi (nedbe dokusu veya sert bir tabaka) oluşmuştur. Penisin eğrilmesine neden olan bu dokunun oluşma sebebi bilinmemektedir.
Belirtiler : Ereksiyon sırasında peniste meydana gelen ağrılı (bazen) bükülme cinsel ilişkiyi zorlaştırır veya olanaksız hale getirir.
Teşhis
Penis eğrilmesi durumunda, olaya neden olan iz dokunulduğu zaman, cildin üstünden bir kabartı şeklinde hissedilebilir.
Belirtiler genellikle hafiftir ve çoğunlukla zaman içinde daha kötüye gitmez. Birçok yakada hastalık kendi kendine geçer. Ancak bu yıllar alabilir. çok çeşitli tedavi şekilleri denenmiş ise de, gerçek bir başarı elde edilememiştir. En iyisi bir süre kendi kendisine geçmesini beklemektir. Geçmez ise bir üroloğa danışmak gerekir
*
Priapizm PRIAPIZM (PENISIN VAKITSIZ SERTLESMESI) Bu çok ender rastlanan durum, bir cins omurilik rahatsızlığı, lösemi veya üretra iltihaplanması sonucunda ortaya çıkar. Bu cinsel uyarı olmadan meydana gelen, uzanan ve çoğunlukla acılı bir ereksiyondur (sertleşme).
Priapizm de penis sapı sertleştiği halde, penis ucu (glans) yumuşaktır. Normal bir ereksiyon halinde olduğu gibi penis kanla dolar, fakat kan cinsel aktivite bittikten veya uyarı geçtikten sonra olduğu gibi geri boşalmaz. "Priapizm" ismi, klasik mitolojide bereket tanrısı olan Priapus un Latince adından türetilmiştir.
Geçmeden ağrılı bir ereksiyon (sertleşme) durumunda doktora gitmek gereklidir. Penisin normal ereksiyon yeteneğinin korunabilmesi için, çabuk müdahale şarttır.
Doktor penisi inceleyerek priapizm in nedenini araştıracaktır
*
Prostat Prostat, erkekte idrar kesesinin altında bulunan küçük bir salgı bezine verilen isimdir. sadece erkeklerde bulunur. Görevi meniyi oluşturan sıvının çoğunluğunu salgılamaktır. Geç erkeklerde prostat bir ceviz büyüklüğündedir, ancak 40 yaşlarının sonunda ve 50 yaşlarının başında prostat büyümeye başlayabilir.
Erkeklerin çoğunda bu bir probleme neden olmaz. bazı erkeklerde prostat büyümesi idrar yoluna baskı yaptığı için idrar yaparken zorluk çekilebilir. sorunlar arasında gece yarısı idrara çıkmak için yataktan kalkmak ve sık sık idrar yapmak sayılabilir. idrar akışı eskiye göre yavaşlamış olabilir. idrar yapmak için zorlanmak gerekir ve idrarın belli başlı kısmı aktıktan sonra hala damla damla idrar gelebilir. Ayrıca kişi idrar yaptıktan sonra idrar kesesinin tamamen boşalmamış olduğu hissine kapılabilir.
Bazı erkeklerde büyüyen idrar ameliyatla küçültülebilir ve normal idrar yapmak mümkün olur. Prostat ameliyatı genelde erkeğin cinsel istemini ve cinsel gücünü etkilemez ama cinsel ilişki sırasında meni idrar torbasına boşaldığı için baba olma yeteneği kaybolur.
Bir çok vakada sorunlar prostat büyümesinden kaynaklanır. Bu durum can sikici olmakla birlikte ciddi değildir. Ancak bazen bu belirtiler prostat kanserinin habercisi olabilir, prostat kanseri de başarı ile tedavi edilebilen bir hastalıktır.
Prostat kanserinin nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Aşırı yağlı gıdalar prostat kanseri riskini arttırabilir, ayrıca ailesindeki erkeklerde prostat kanseri bulunan (baba, erkek kardeş, her iki taraftaki büyükbabalar) kişilerde risk iki kat fazladır. Birden fazla yakın akrabada prostat kanseri varsa risk daha da artar.
Bu şekilde risk grubuna dahil olan erkekler 40 yaşından sonra düzenli olarak prostat muayenesi olmalıdırlar. Prostat muayenesi makattan yapılan bir muayene ve kan testinden ibarettir.
Bu iki hastalık dışında özellikle genç erkeklerde görülen ve prostat iltihabı olarak bilinen bir hastalığı daha vardır prostatın. Sık sık idrar yapmak ve testislerde ve meni boşalırken ağrı duymak prostat iltihabının belirtileri arasındadır. Kolaylıkla tedavi edilebilir.
*
Prostat büyümesi rostat bezi, 50 yaşını geçen erkeklerde büyümeye başlayıp, rahatsızlıkverebilir. Hastalığın belirtileri gecenin son kısmında idrara kalkmak,gündüzleri sık sık idrar yapmak, idrar yapmakta zorluk, idrarın yavaşyavaş akması, idrarın başında veya sonunda bir damla kan şeklindegörülür. Kesin tedavi ameliyatla gerçekleşir.
Zaman zaman yanlış olduğu halde prostat hipertrofisi olarak da adlandırılır. Aşağı yukarı altmış yaşlarından sonra idrar borusu çevresindeki bu doku hücreleri şişmeye başlar, ilk bakışta acı vermeyen tehlikesiz bir şişkinliktir bu. Daha çok idrar borusunun ıç yüzeyini kaplayan zarın altındaki bezler büyümeye başlar, prostatın kendisinde önemli bir irileşme olmaz. Tam tersine uğradığı baskının etkisi ile önce büzülür daha sonra da şişen hücrelerin etrafına bir kılıf örter.
Hastalığın seyri:
1. Dönem: Özellikle geceleri sık sık idrar yapma ihtiyacı duyulur. Fakat ancak uzun bekleyişlerden sonra çok az bir miktar idrar gelir. Karın boşluğu adaleleri bütün güçleriyle kasılarak bunu önlemeye çalışırlarsa da daha güçlü olan idrar torbası kasları bütün torbayı boşaltmak için uğraşırlar. Prostat büyümesine fazla içkiden, ayakları üşütmekten, peklikten ya da uzun süre oturmak katkıda bulunabilir. Çaresi yeteri kadar hareket etmek ve bağırsakları yumuşatıcı perhiz yapmaktır. Erkeklik hormonunun büyütücü etki yapabileceğine inanılmaktadır.
2. Dönem: Büyüme sonucu laçka olan idrar torbası artık tam anlamıyla boşalmaz. Bir süre sonra da hiç idrar yapamama tehlikesi baş gösterir. Bu durumlarda hekim müdahalesi gereklidir. Son zamanlarda progesteron türevi hormonlarla büyümüş organın bir dereceye kadar ufaltılabileceği gösterilmişse de kesin tedavisi çok kere cerrahidir.
*
Sistit (erkeklerde) Sistit, genellikle bir enfeksiyon sonucunda mesanenin iltihaplanmasıdır. Terim, Yunanca cyst: Mesane kelimesinden gelmektedir. Seyrek olarak iltihaplanma, interstitial sistit gibi başka nedenlerden kaynaklanır. Uretranın uzunluğu nedeniyle, erkeklerde sistitin genellikle başka nedenleri vardır. idrar yoluna baskı yapan büyümüş bir prostat gibi.
Belirtiler
- idrar yaparken acı duymak (yanma veya kaşınma hissi);
- Sık veya acil idrar yapma ihtiyacı;
- Bulanık, kötü kokulu, kanlı idrar (bazen);
- Hafif ateş (bazen).
Sistit erkeklerde çok görülen bir rahatsızlık değildir. Tedavisi kolayca da, tekrarlamasını önlemek için altında yatan nedenin de tedavi edilmesi gerekir.
Teşhis
Bir ürolog şikayetlerin tarifine ve testlere dayanarak teşhis koyabilir. Bu testler idrar analizleri, sistoskopi (özel bir aletle üretra ve mesanenin gözlenmesi) ve damar içi pylogram denilen özel bir röntgen çekimini kapsar. Enfeksiyona neden olan bakteriyi tanımlayabilmek için de idrar kültürü gerekebilir.
Sistit hemen ve uygun şekilde tedavi edilirse önemli bir hastalık değildir. Sistit ve altında yatan neden tedavi edilmezse, kronik ve insanı zayıf düşüren bir şekle girer.
ilaç Tedavisi
Sistite neden olan enfeksiyonla mücadele edebilmek için antibiyotik verilir. Altındaki sebep için ilave ilaç veya ameliyat gerekebilir
*
Skrotumda kitleler Skrotumdaki kitlelerin çeşitli sebepleri vardır. Bunlar, tümörler, kistler ve diğer iltihaplar, fiziksel örselenmeler ve kasık fıtığıdır.
Belirtiler
- Skrotumda yumru veya şişme;
- Belli yerlerde ağrı veya hassasiyet olasılığı
Tümörler selim veya habis olabilirler. Testislerin kendilerinin içinde büyüyen tümörler çoğunlukla habis (kanser) olurlar, skrotumun içinde başka bir kısımda gelişen tümörler ise genellikle selimdir Testis kanseri daha ilerde anlatılacaktır.
Ağrısız selim bir kist olan spermatik kist ya da spermatosel çok yaygın görülür. Testisin üstünde epididime yapışık olarak gelişir. Bu bölümde ilerde anlatılacak olan Hidrosel ve varikosel de skrotumdaki ağrısız selim kitlelerdir. Hematosel de skrotumda incinme sonucu ortaya çıkan bir kitledir ve kan birikiminden oluşmuştur.
Kasık fıtığı, bağırsaklardan bir bölümün skrotum içine kadar inerek onu şişirmesiyle ortaya çıkar.
Teşhis
Skrotumdaki her türlü kitlenin doktor tarafından incelenmesi gereklidir. Kitle bir tümörse habis olabilir. Kesin bir teşhis konulabilmesi için tümörün ameliyatla çıkarılması gerekir. Kan testleri ve ultrasonografi yöntemi, birçok zararsız kitleyi tümörlerden ayırmakta yardımcı olabilir.
Habis tümörler tehlikelidir. Kanser yayılmadan fark edilebilirse genellikle etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Skrotumdaki kitlelerin diğer nedenlerinden kasık fıtığı hariç hiçbirisi tedavi gerektirmez.
Tedavi-Ameliyat
Testiste tümör varsa tümörün ameliyatla alınması şarttır. Testis kanseri, testisin tümünün alınmasını ve muhtemelen ilave tedaviyi de gerektirir
*
Sünnet (ameliyat) Sünnet,penis başını örten derinin (sünnet derisi, veya bazı tanımlarda 'gereksiz' deri) , ya da bu derinin bir kısmının cerrahi müdahele yardımıyla kaldırılmasıdır. SünnetinHz. İbrahim ile başladığı kabul edilir. M.Ö. 5000 yıllarına kadar uzanan ve birçok dinde uygulanması önerilen bir ameliyattır.
Sünnet, “adet, yol, davranış” anlamlarına gelen Arapça kökenli bir sözcüktür
*
Testis Ağrısı Testislerde iltihaplanma, testislerin fazla ya da gereğinden az kanla doluşması bu organlarda ağrıya yol açabilir. Bu tür rahatsızlanmaların dışında buralara yapılan sürekli kan basıncı sonucu ortaya çıkan sancılara, sık sık cinsel gerilime ulaşıp meni fışkırtmama yüzünden meydana geldikleri için, "damat sancıları" adı da verilmektedir.
Gerçekten de cinsel organın kasılması eğer bir boşalma ile sonuçlanmazsa kasık dolaylarında ve testislerde sancılara yol açabilir. Testise kan getiren damarlar üstünde basınca yol açan herhangi bir durum da testislerde ağrı ve sancıya yol açabilir
*
Testis kanseri Testis kanseri çoğunlukla, sperm üreten hücrelerde başlar. Kanser ilk olarak testiste bezelye büyüklüğünde sert bir yumru olarak dikkat çeker. Bu yumru genellikle dokunulduğu zaman acımaz. Erken safhalarda başka belirti yoktur. Birçok erkek tümörü kendisi keşfeder. Ne kadar erken fark edilirse o kadar iyidir. Genellikle kanser sadece tek testisi etkiler.
Belirtiler
- Testiste yumru veya şişme;
- Muhtemelen bölgesel ağrı veya hassasiyet
- Testiste ağırlık hissi (bazen).
Testis kanseri genç erkeklerde, özellikle 15-35 yaşlarında ve siyah erkeklere kıyasla beyaz erkekler arasında daha çok görülür. Eğer testislerin biri veya her ikisi doğumda inmemişse, ileride her iki testis için de kanser riski daha büyüktür. Erken tespit edilerek tedavi edilirse, kanser genellikle iyileşebilir.
Teşhis
Kendi kendini muayene ile skrotum içindeki tümör veya başka bir oluşumun varlığı fark edilebilir. Böyle bir yumru fark ederseniz, acıyıp acımadığına bakmadan hemen doktora danışın. Teşhisi doğrulamak için ultrasonografi yapılabilir.
Testisteki bir tümör hemen her zaman habistir, ama tümörün varlığından emin olmak için doktor muayenesi gereklidir. Testisleri ve skrotumu etkileyen başka şartlarda da benzer yumrular ortaya çıkabilir. Epididimit, Hidrosel, Vanikosel ve Orşit gibi. Bunların bir kısmı da zararsızdır.
Testiste tümör varsa, ameliyatla çıkartılması şarttır. Tümör habis ise, vücudun başka yerlerine dağılıp dağılmadığını anlamak için, kan testleri, röntgen ve başka testler gerekir.
Testis kanseri teşhisi konulan erkeklerin yüzde 70 i tedaviden sonra 5 yıl veya daha fazla yaşarlar (5 yıl sağ kalma oranı). Ancak, bu geç safhada keşfedilmiş kanserleri de kapsamaktadır. Testis kanserlerinin en çok görülen türü olan seminom erken teşhis ve tedavi edilirse, hemen hemen bütün vakalarda iyileşebilir.
Tedavi-Ameliyat
Hasta testisin ameliyatla alınması gereklidir. Bu erkekliğin kaybedileceği anlamına gelmez, çünkü geride kalan sağlıklı testis vücudun normal cinsel ve hormon üretme işlevlerini yerine getirebilir. İki testis de kaybedilirse, kısırlık meydana çıkar. Ancak 3 haftada bir enjeksiyonla erkeklik hormonu verilerek gerekli olan normal cinsel işlev sağlanabilir.
Diğer Tedaviler
Kanserlerin vücudun diğer kısımlarına yayılmasını önlemek veya yayılmışsa ona karşı mücadele edebilmek için radyoterapi veya kemoterapi kullanılır
*
Testis yetersizliği "Testis yetersizliği" deyimi, testislerin sperm üretme veya bazı vakalarda erkeklik hormonu üretmedeki yetersizliklerini belirtir. Bu yetersizliğin nedenleri arasında, doğum öncesi kromozom anormalliği, cinsel olgunluğu etkileyen sorunlar ve normal gelişip olgunlaşmış testislere hastalık, uyuşturucu veya yaralanmanın verdiği zararlar, bulunmaktadır. Testis yetersizliği çok rastlanan bir rahatsızlık değildir.
Belirtiler
- Kısırlık
- Muhtemelen cinsel isteksizlik;
- Bazı vakalarda, ergenlik veya erkeklik özelliklerin gelişmesinde gecikme.
Teşhis
Testis yetersizliği birçok kısırlık ihtimalinden biridir. Kısırlığı teşhis edebilmek için doktor, eşlerin her ikisiyle de görüşüp, ikisini de muayene etmeli, aynı zamanda kan, idrar, meni testleri uygulanmalıdır. Teşhis, testlerin sonucuna bağlıdır. Cinsel olgunluğun yavaşlaması veya yokluğu durumunda teşhise, görüşme, muayene ve gerekli testlerin yapılması sonucunda varılabilir.
Testis yetersizliği insan yaşamını tehdit eden bir durum olmadığı gibi bir bozukluğun başlangıç aşaması da değildir. Öte yandan, önemli belirtilerin kendisiyle bağlantılıdır (kısırlık, muhtemel cinsel isteksizlik, cinsel olgunlaşmanın gelişmesi). Cinsel isteksizliğin düzeltilmesi veya normal cinsel gelişmenin devam etmesi hormon verilerek sağlanabilir. Ancak kısırlığın düzeltilebildiği pek enderdir.
İlaç Tedavisi
Bazı testis yetersizliklerinde erkek hormonları verilir. Bunlar çoğunlukla ergenliğin gecikmesi veya cinsel isteksizlik gibi belirtileri ortadan kaldırır
*
Üretrit (erkeklerde) Üretrit penisin içindeki idrar ve meninin geçtiği kanal olan Üretra nın iltihaplanmasıdır. Genellikle cinsel ilişkiyle geçen bir hastalık nedeniyle ortaya çıkar (bilhassa belsoğukluğu veya chlamidiasis) Bazen de neden bilinmez. Üretritle birlikte görülen akıntının rengi berraktan sarıya, yoğunluğu inceden kalma kadar değişir. Üretrit in tedavisi genellikle kolaydır. Hastanın eşi de tedavi edilmelidir. Üretrit bazen de Reiter sendromu denilen bir rahatsızlıkla birlikte ortaya çıkar.
Belirtiler
- İdrara çıkarken veya boşalırken sancı;
- Sık idrara çıkma ihtiyacı;
- Penis ucundan akıntı.
Teşhis
İdrar yaparken sancı ve akıntı doktora gitmek için yeterli nedenlerdir. Doktor hem idrar hem de akıntının analiz edilerek rahatsızlığı yapan organizmaların tanımlanmasını sağlayacaktır.
Birçok vakada üretrit tedaviden sonra kaybolur. Bazen tedaviyi tekrarlamak gerekebilir. çok az vakada üretrit tedaviye cevap vermez ve üretra daralması, epididimit, prostatit veya başka komplikasyonlar ortaya çıkabilir.
Tedavi
Üretrit için antibiyotikler verilir. Eşin de tedavisi gerekebilir
*
Üriner hastalıklar Üriner sistem hastalıkları önemli sağlık sorunlarına yol açıyor. Bu yüzden de bu hastalıkların erken teşhis ve doğru tedavisi büyük önem taşıyor.
Taş hastalıkları
Üriner sistem taş hastalığı, üriner sistemi etkileyen patolojik bir durumdur ve bu hastalık M.Ö 4800 yıllarından beri bilinmektedir. Böbrek taşları olağan koşullarda idrarda çözünmüş maddelerin çökelerek sert birikinti parçacıkları oluşturmasıyla ortaya çıkar. Taşın oluşma nedeni idrar yoğunluğunun artması ya da çözünmüş maddelerin idrarda aşırı miktarda bulunmasıdır.
Bugüne kadar yapılan çalışmaların ışığı altında taşın kimyasal ve fiziksel yapısı, terkibi hakkında oldukça yeterli bilgiler sağlanmış, fakat teknolojideki bütün ilerlemelere rağmen sebebi bugün bile tam olarak aydınlatılamamıştır. Taş hastalığı tek bir nedenle değil, çok sayıda, karmaşık ve birbiriyle ilişkili bir çok faktörün beraberce meydana getirdiği olaylar sonucunda oluşmaktadır. Böbrek taşları sayılarına, bulundukları yerlere ve kimyasal yapılarına göre sınıflandırılmaktadır.
Böbrek taşı erkeklerde kadınlara oranla en az üç kat daha yaygın olarak görülmektedir. Yetişkin erkeklerde ömür boyu taş oluşma riski yüzde 20 civarındadır. Bu oran bayanlarda yüzde 5 ile 10 arasındadır. Taş hastalarında tekrarlama oranı ilk taş oluşumundan itibaren 5 yıllık bir süre içinde yüzde 50den yüksek olarak rapor edilmiştir. Üriner sistem taş hastalığına İskandinavya, Akdeniz ülkeleri, Pakistan, Malezya gibi ülkelerde sık olarak rastlanmaktadır. Taş oluşumunda beslenme, iklim ve genetik faktörlerin de rolü vardır. İklim ile taş oluşumu arasında direk ilişki kurmak güç ise de sıcaklığın yüksek olduğu yerlerde ve yaz mevsimlerinde daha fazla tespit edilmektedir.
Ağrı, kanlı idrar yapma, ateş, bulantı ve kusma taş hastalığının belirtileri arasında sayılabilir. Taş hastalıklarına bağlı komplikasyonlar, yani taşa bağlı ek bozukluklar sık görülmektedir. Böbrek havuzu ve çanaklarda genişleme (hidronefroz) ile böbrek iltihabı (piyelonefrit) bunlardan başlıcalarıdır.
Son yıllarda üriner sistem taş hastalığının tıbbi tedavisinde büyük gelişmeler kaydedilmiştir.
Prostat
Prostat, erkeklerde bulunan, idrar kesesinin altında yer alan ve bu keseyi çepeçevre saran bir salgı bezidir. Prostat büyümesi prostat bezinin en sık görülen hastalıklarından bir tanesidir. 50 yaş üzeri erkeklerin en güncel sağlık sorunlarından biridir. Hastalık idrar şikayetleri ile belirti vermeye başlar. Sık sık idrara gitme, gece sık idrara kalkma, kesik kesik ve damla damla idrar yapma, idrarı tam boşaltamama gibi şikayetler görülür. Eğer tedavi edilmezse, obstrüktif üropotiye (idrar yollarının tıkanması) ve zamanla böbrek yetmezliğine kadar yol açabilir. Kötü huylu prostat büyümeleri (prostat kanserleri) de olabilir. Bu tür büyümelerin erken dönemde teşhisi için 40 yaş üzeri erkeklerin senede bir kez üroloji uzmanına muayene olması ve kanda PSA tetkiki yaptırması gerekir.
İyi huylu prostat büyümesinde tek tip tedavi yoktur, ilaçla ya da cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir. Günümüzde, prostat büyümelerinin cerrahi tedavisinde kapalı yöntemle yapılan ameliyatları (TUR) yaygın olarak tercih edilmektedir. Ancak, hastaya tüm yöntemlerden bahsedilmeli, hastanın istekleri de gözönünde bulundurularak tedavi şekli seçilmelidir.
Varikosel
Varikosel, yumurtalıkların etrafındaki toplardamar ağının genişlemesi ve kanın geriye kaçması olarak tanımlanabilir. Erkeklerde görülme sıklığı yüzde 13 olarak bildirilmektedir. İnfertil (çocuğu olmayan) erkekler arasında ise bu oran yüzde 40 civarındadır. Olguların büyük kısmı tek başına sol tarafta bulunur.
Varikosel, hastalarda genellikle hareket sonrasında testis üzerinde ve kasıkta ağrı ile belirti verir. Ancak bazı hastalarda hiçbir bulguya rastlanmayabilir. İleri derecede varikoseli olan hastalar testisin çevresinde genişlemiş olan damarların oluşturduğu kabarıklıklar nedeni ile hekime başvurmaktadır.
Varikoselin, spermin üretimini ve spermin kalitesini bozduğu, bu nedenle infertiliteye (kısırlığa) yol açabildiği düşünülmektedir. Ayrıca varikosel testislerde atrofi ve boyutlarında küçülmeye yol açabilmektedir. Bu hastaların semen analizlerinde sperm sayısının normalden düşük olduğu ve yüzde 90ında anormal sperm hareketlenme ve şekil bozuklukları gelişebileceği bilinmektedir. Varikoselin, hastaların yüzde 75inde sperm fonksiyonlarında da bozulma yaptığı bildirilmiştir. Varikosel tedavisini takiben sperm parametrelerinde düzelme ortalama olarak yüzde 60-70 civarında görünmektedir.
İnmemiş testis
İnmemiş testis (kriptorşidizm), testisin böbrekle skrotal (erbezi torbası) saha arasındaki normal iniş yolu üzerinde herhangi bir yerde duraksaması halidir. Skrotuma inmemiş testisler, kasık ya da karın bölgesinde kalabilmektedir. 1 yaşına gelen bebeklerin binde 3-4ünde inmemiş testis saptanmaktadır. Bu oran yetişkinlerde binde 2 civarındadır.
En belirgin bulgu bir veya her iki testisin yerinde olmamasıdır. Bu hastalarda, kanser riski normal olanlara oranla 20 ile 40 arası oranlarda daha fazladır. İnmemiş testisli hastaların yüzde 5 ile 10unda 45 yaştan önce testis tümörü gelişmektedir.
Tedavide amaç testislerin yerine indirilmesidir. Bu amaca ulaşmada hormonal tedavi ve cerrahi tedavi olmak üzere 2 yol mevcuttur. Tedavi mümkün olduğunca erken yapılmalıdır. Tercihen 2 yaştan önce veya 2 yaş civarında yapılması önerilmektedir.
Hipospadias
Dış idrar deliğinin, penisin alt yüzeyinde bir yere açılması şeklindeki anomaliye tıp dilinde hipospadias denir .
Hipospadiasın görülme sıklığı bin erkek canlı doğumda 3 veya her 300 erkek çocukta bir olarak bildirilmektedir. Hipospadiaslı çocukların erkek kardeşlerinde de hipospadias görülme oranı yüzde 14 olarak rapor edilmiştir. Hipospadias sebebi tam olarak bilinmemektedir. Hastalığın ağırlık derecesi deliğin bulunduğu yere bağlıdır. İdrar deliği, olması gereken yerden yani penisin ucundan ne kadar uzaktaysa anormallik o denli ağır olur. Tedavi şekli sadece cerrahidir
*
Varikosel Erkek infertilite tedavisinde karşılaşılan en sık sorunlardan biri varikoseldir. Varikosel testis kanını boşaltan toplar damarlarının genişlemesine verilen isimdir.Yumurtalık (haya veya testis)ların kanını götüren toplardamarlar şebekesinin genişlemesi. Damarlar uzamış ve kıvrıntılı hale gelmiştir. Genellikle 15-35 yaşları arasında ve % 98 sol taraftadır. Sağda ise karın veya böbrek kanseri açısından hasta değerlendirilmelidir. Damar duvarları serttir ve küçük miktarda iltihabî hâdise yıllar süresince damar duvarında meydana gelir. Genellikle belirti vermez. Nâdiren torbada rahatsızlık ve ağrı olur ki, torbaların askıya alınmasıyla rahatsızlık ve ağrı giderilebilir.
Sperm yapımının varikosel ile ilgisi vardır. Varikosellilerde sperm sayısında ve özellikle sperm hareketliliğinde azalma tespit edilmiştir. Varikosel ameliyatından sonra % 80 belirgin düzelme, kısır erkeklerde % 35 çocuk sâhibi olabilme oranı tespit edilmiştir.
Tedâvide, spermatik toplardamarın yüksek bağlanması genellikle uygulanan ameliyat olmasına rağmen, bâzıları varikoselin torbadan direkt alınmasını tavsiye etmektedirler.
Türkiye'de infertilitenin (kısırlık) genellikle kadın kaynaklı olduğu düşünüldüğünden bu şikayetle, hekime öncelikle kadınlar başvurmaktadır. Oysa infertilite olgularının üçte birinde erkek, üçte birinde kadın, üçte birinde ise hem erkek hem kadın faktörleri birlikte sorumludur. Yani sonuç olarak infertil çiftlerin yaklaşık yarısında erkek sorumludur.
Evli bir çiftin 1 yıl süreyle herhangi bir doğum kontrol yöntemi uygulamamalarına ve düzenli, normal bir cinsel yaşantıları olmasına rağmen gebeliğin oluşmamasına infertilite denilmektedir.
Ülkemizde infertilitenin genellikle kadın kaynaklı olduğu düşünüldüğünden bu şikayetle hekime öncelikle kadınlar başvurmaktadır. Oysa infertilite olgularının üçte birinde erkek, üçte birinde kadın, üçte birinde ise hem erkek hem kadın faktörleri birlikte sorumludur. Yani sonuç olarak infertil çiftlerin yaklaşık yarısında erkek sorumludur ve bu sebeple kadın ile erkek birlikte değerlendirilmelidir.
Sperm analizi erkeğin infertilite değerlendirilmesinde en önemli tetkik olmakla birlikte kişileri kesin olarak çocuk sahibi olur veya olmaz şeklinde tanımlayamaz. Bütün sperm değerleri normal olan infertil erkekler olabildiği gibi, sperm değerleri normalden düşük ama çocuk sahibi olan erkekler de olabilir. Farklı laboratuar ve tetkikler ile yapılan analizlerde ve kişinin değişik spermiogramlarında farklı sonuçlar elde edilebileceği göz önünde tutulmalı ve mümkünse en az iki spermiogram birlikte değerlendirilmelidir.
Varikosel nedir, her zaman bir kısırlık nedeni midir?
Varikosel, tıp biliminde panpiniform pleksus dediğimiz testis toplardamarlarının genişlemesi ve kanın geriye kaçağı olarak tanımlanabilir. Varikoselli erkeklerin yüzde ellisinin sperm analizinde bozukluk olmasına karşın varikoselli bir çok erkek çocuk sahibidir. Yani varikoselli olan her erkek kısır değildir.
Günümüzde en çok üzerinde durulan görüş varikoselin kan akımı ve ısısını artırarak sperm üretimini bozduğu şeklindedir.
Belirtileri
Bazı hastalarda genellikle hareket sonrasında testis üzerinde ve kasıkta ağrı ile kendini gösterir. İleri derecede varikoseli olan bazı hastalar testisin yukarısında ve arkasında genişlemiş ven topaklarının oluşturduğu kabarıklık nedeni ile hekime başvurur. Çoğu vakada ise herhangi bir belirti vermez.
Teşhis
İleri derecede varikosel teşhisi yalnızca muayene ile yapılır ve ilave tetkik gerekmez. Fakat; spermiogramlarında sorun olan, spermiogramı normal olmasına rağmen eşinde sorun saptanamayan, muayene ile tek taraflı varikosel saptandığında diğer tarafın tetkiki için, varikosel ameliyatı uygulanmasına rağmen çocuk sahibi olamayan gibi hafif dereceli varikosel teşhisleri için renkli doppler ultrasonografi gereklidir.
Tedavi gören her hasta çocuk sahibi olabilir mi?
Varikosel tedavisi ameliyatla varikosel damarların bağlanmasından ibarettir. Erkek infertilite tedavisinde varikosel ameliyatı en çok uygulanan metoddur. Ameliyat hastalarının yaklaşık üçte ikisinde sperm kalitesini iyileştirir ve gebelik şansını bir kat artırır. Fakat ne yazık ki her ameliyat olan hasta çocuk sahibi olamaz.
Hangi hastalar ameliyat edilmelidir?
Evli, çocuk sahibi olamayan, spermiogramı bozuk olan, muayene veya renkli doppler ultrosonografi ile varikosel teşhis edilen hastalar,
Gençlerde veya ergenlik çağındaki çocuklarda muayene ile ileri derecede varikosel teşhis edilip, testislerde küçülmeye veya ilerleyen yıllarda sperm üretiminde bozulmaya yol açacağı düşünülen hastalar, Varikoseli olan ve testis üzerinde şiddetli ağrı yakınması olan hastalar ameliyat edilebilir.
Sonuç olarak şunu da söylemekte yarar vardır. Varikosel hayatı tehdit eden bir rahatsızlık değildir. Çocuk sahibi olan ve ağrı yakınması olmayan kişilerde tedavi gerekli değildir.
Eriskin erkeklerin %25 kadarında varikosel bulunur. Genel olarak varikosel erkeklerde kısırlığın en sık sebebi olarak kabul edilir. Sıklıkla sol taraf testisinde görülür. Nadiren sadece sağ tarafta veya her iki tarafta da görülebilir (%10-15). Sol taraftaki toplar damarın sağdakinden 10 cm daha uzun oluşu, solda daha sık görülmesinin nedenlerinden biri olabilir.|Testislerin üst kısmında-yanda, skrotumun (torbanın) içinde kıvrımlar halinde şişlik hissedilir. Bazı varikoseller ağrı sebebi olabilirler. Ağrıdan kurtulmak için, testislerin sarkması ve dolayısıyla damarın gerilmesini önlemek gerekir. Bu amaçla, sporcuların kullandığı süspansuvarlar önerilebilir.
Varikosel testise baskı yaparak testis çapının küçülmesine sebep olabilir. Varikosel hastalığında erkeklerin çocuk yapma kabiliyeti testisteki kan dolaşımının bozulmasına bağlı olarak azalabilir.
Bir çok hasta bu durumdan sonra kısırlık sebebi aranırken saptanır. Hastalık testis dokusunu ne kadar bozarsa ve testis ne kadar küçülürse çocuk yapma kabiliyeti o kadar azalır. |Varikoselin, sperm üretim yeteneğini bozup bozmadığının araştırılması için tahlil yapılması gerekir. Spermiogram adı verilen tahlil bozukluk derecesine göre ameliyat gerekebilir. |Varikosel için mevcut tek tedavi yöntemi ameliyattır.
Bir kez varikosel tanısı konulursa hastalık mutlaka cerrahi olarak düzeltilmelidir. Ameliyatda genişlemiş testis toplar damarları bağlanır ve problem ortadan kaldırılır. Operasyondan sonra varikosel tekrar oluşabilir ve yeni tedaviye gereksinim duyulabilir.
Eğer çocuk sahibi olamama varikosele bağlı ise ve geç kalınmamışsa tedaviden sonra bir kaç ay içinde başarılı sonuçar elde edilebilir.
|